azlığı çok olan

aşktan konu açmadan
-estetik hakim bedenine-
bu anlatılamaz, yüreksiz.
aslında buralara ait değilsin
aslından konuşmak bile yasakken
gerçeklerin hepsinden güzelsin.

burnundan bahsetmeden örneğin,
yüzün açıklanamaz, nefessiz.
kaşlarına dokunmadan parmaklarım,
içinde yatana dokunulamaz.
yalanlarımdan çok daha pembesin.

dişlerin de var düşlerin sonunda
bütün aydınlık aşk penceresinden
içeri yasaklanamaz, bulutsuz.
yaşamın tekliği kadar özelsin.

gözlerin buğuya düşman ezelden
bakınca kalbinden çıkıyorsun insanın
tanımlanamaz kahve, şüphesiz.

dudaklarında bitiyor suyun tadı
içilebilen tek duygusal, tanımsız.

yüzünü gördüğüm tek çiçeksin.

Buğra Kavukçuoğlufalanfilan                                                        Gökçeada-2011

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

aşk

sakin rüzgarın içinde
yetişecek hiçbir yer yok
deniz var
kadın, adam ve kumsal
düşünülüyor kedersiz, berrak
ufukta hayaller oynuyor
en uzağa ulaşmak, zamanla
eski aşklar silinmiş yaradan
huzur var
temize çekiyor gölgesiz yaşamı
kadın, adam ve kumsal.
duyarlı bir ses sokuluyor tene
bütün telaş diniyor, zarif
beklenenler varıyor usuna
başlamak çok yakın, hafif
neden var
kadın, adam ve kumsal.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                     Gökçeada-2011

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

yüzüyorduk gölün binlercesinde

saçların düşlerime akıyor
dolanarak bütün yaralardan
kıvrılmış canımı sevdiğinden.
gözlerinde hızla gürlüyor, ırmak
kurak toprakların doğurduğu
durulmuş boynumda akmaktan.

ışık hiç durmaz
karanlığa sığınsan da
aydınlığı özlesen de
sen hiç durmayansın
kalışına yalvarsam da
dönüşünle olabilsem de.

yüzünden ay damlar geceye
güneş tutamaz seni asla
ardına dizilmiş şiir çiçekleri
müzik ellerini düşünüyorum
dilime dolanıyor dokun
beyaz anlatamaz seni
tende aklanmadan uyumuyorum.

aşk hiç durmaz
yalnızlığa sığınsan da
anlaşmayı özlesen de
sesin hiç durmasın
uzağında duyamasam da
anlatacakların bitse de.

ben saçlarını seviyorum
canımı acıtmaktan çok uzak
güzelliğinde yüzebiliyorum
ay yüzümü masum kılıyor
doğa kadar öpüyorum dudaklarını
dilime dolanıyor kokun
senle aklanmadan uyumuyorum.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                    Gökçeada-2011

Yayım tarihi
şiir olarak sınıflandırılmış

müzik kutusunda yalnız balerin

bileklerinden yükseliyor dansının ateşi,
rüzgar aşık oluyor eteklerindeki esintiye,
aşk emredince doğruluyorsun ansızın
yalnızlıktan saygılarınla.
teninin yalınlığı dizlerinden okunuyor,
yaralayan düşmelerin ansız bitişlerden.
altın’a bulanıyor dansının ateşi,
ezberinde düş bale, sen anısın sandıkta
yaylı bir çalgı çocuk aşkların cebinde.
karanlığa, yüzünden güneşler saçılıyor,
sen melek! Belin bükük beklediğin yerde;
aşk emredince doğruluyorsun ansızın
yalnızlıktan saygılarınla.
gözlerinde bitmez bir ışık özlemi,
müzik kutusundaki eşsiz balerin.
aşk emredince doğruluyorsun ansızın
yalnızlıktan sevgilerinle.
müzik kutusundaki eşsiz balerin.
kimse yalnızlığı üstüne almıyor.
kimse yalnızlıktan anlamıyor.
Buğra Kavukçuoğlu                                                                                        Gökçeada-2011
Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

üşünmez senin yanında

yanağında bir damar elime atıyor
kalbin kalbime çarpıyor tık
kalbim kalbine çarpıyor tık
bir çırpıda örtüyorum üstünü
ben savunmasız uzanmışken
fısıldıyorsun gecenin ötesi soğuk olur
sayıklıyorum üşünmez senin yanında.

terler içinde uyanıyorum gözlerinde
bir an yoksun korkusu bitiyor sözünle
-burdayım canım.
gözümle kapıyorum ışığı yine
soluğuna kulak kesilip usulca
uyuyorum ellerinin içinde.

bütün ruhların buz tuttuğu gecede
eriyorum, üşünmez senin yanında.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                Ortaköy-2011

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

giderken bana yalnızlık getir

mevsim kokunu çalıyor pencereden içeri
bitmek bilmez bir perşembesin dışarıda
ay gecenin yüzüne küs yağmurdan
inatla da esiyor; kaşların çatıyor kalbime
müzikleşiyor hatıranı atma denemelerim
ardından yaşlanıyorum uzun bir günde,
cam silikleşiyor yansımanda, düşümde
seni yaşatmak bir ömür istiyor siyahça
vermeye benden razıydı yarınım ama;
dünlerimizdi katili çoğumuzun, dokunuşun.

aşktan öte kalanla yetiniyor insanlar
senden bana kalanla yaşanmaz
sonsuz oruçlara dayanır beden elbet
sonlardan bıkmıştır ruh yaşamaz.

havada durmak istiyorum
-hiçbir şeye dokunmak-
son defa sarıldıysak eğer.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                      Ortaköy-2011

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

içinde ayrılık doğarken ölür insan

ben gözlerindeyken siyah seni rehin almış
ellerin bağlı binlerce beyazın düş yüzünde
sesleri kesilmiş, uyumak dünden yasaklı.
bir elimde güneş bir elimde adınla aradım,
koştum karanlığın sensiz her köşesine.
ışıkla kaybettim bütün güçsüz barışları,
bütün dinler inançtan vazgeçtiğinde.

öylesine, adına dualar okurdum
sevdiğimiz şarkılar olurdu içinde
ne büyük kavgalarımızdı
anlatırdım kapının arasından sızdıkça
sen ve arda kalan birgün’lü hayallerin.
ne büyük aşklarımızdı
seni kurtarırdım gözlerinin arasından sızdıkça
ben ve arda kalan birgün’lü hayallerim.

ben gözlerindeyken siyah seni rehin almış
usulca yere bıraktım aşkımı, arifesine güzün.
rahat nefes aldın, boşluk pekişti önünde.

ölürdüm; gelirdin.
gelseydim, ölürdün.

Buğra Kavukçuoğlu                                                             Ortaköy-2011

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

izimiz yok ışıkta

gölgelerimiz denize karşı uzanmış,

ellerinden düğümlenmişler, yeşili ardına alıp.
onlarca yerde, özgürce sevişip, kalabalıktan,
tenhalığa  tutuşmuşlar her ışık bulduklarında.
seni, beni hiç konuşmadan, birbirine karışmış siyahlık,
başına buyruk aşk keşke bilmezleri, güneşle doğmuşluktan
yansımışlığımızın güzelliğe kalanı, bize inat, geceye rağmen.
gölgelerimiz bir vagonda uyuyor, doğup ölerek
kolları dolanmış, raylar en ılık melodiyi çalmakta
hafif gölge uykusunda, rüyalarında bizi görmüşler
ömürlerimizi uzatmışlar bilmeden, bize ağlayıp sarılmışlar.
gölgem seni anlatmış gölgene
gölgen beni anlatmış gölgeme
gittikçe daha belirginleşmişler öğleyin, 
dudaklarda kaybolmuşlar son kez, yarına küfredip.
karanlığı kabullendiğimizden beri
artık izimiz yok ışıkta.
Buğra Kavukçuoğlu                                                                       Ortaköy-2011
Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

parlardı gözyaşların tenimde

sen; gözyaşı elmas olan, ağlarsak uyanırız ışıktan.
sen; gözyaşı elmas olan, ağlar da uyanırız ışıktan.
sen; gözyaşı elmas olan, ağlarız uyanırız ışıktan.
sen; gözyaşı elmas olan, ağlaşıp uyanırız ışıktan.
ellerimle sevebildim seni, ciğerim tanıktı kokuna;
gözlerim baktı sana, kalbim gördüğünü sevdi.
umutlarına uzanamadım, hayalin tanık oldu kırılmama;
bizi parçalayabildik; ellerimiz, kırmızı ne varsa sevdi.
yanlış zamanlardan konuşmuştuk
son kez başlattığın sohbette
yüz yıllar yanlıştı, iki kişiye yanlış gelmişse zaman
düşlerimiz uyudu, uyandı gerçekliğin yanında
gerçeklik daha uyanmamıştı, ben gitmeden uyanmaz da
yine de usulca ardıma düşürdüm, aydınlığı
sen; gözyaşı elmas olan, ağlasan uyanırdık ışıktan.
Buğra Kavukçuoğlu                                                                             Ortaköy-2011
Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

saniye bize ağladı

özlemleri okuduğun binlerce gün var,

tekrar sevmeyecek olduğunu bilerek.
bırakmışsın ardında beni,
tüm yalnızlığı göze alarak,
adıma yollarda rastlamak,
gecelere sığınmak yaşlarla,
daha olabilir gelmiş sana,
daha kabul edilebilir.
yaşanmaz, yaşatmaz tek hayaldim; bilsem de
son aşk kalmak hazımsız yüzümde sancı
akıl almaz duygularımda, sana gel gitlerimde
sorularım mantıksız, neden sıfatlarıyla dolu
benden korkan yanıtlarla bezenmiş, susmalıyım.
sessizlik aşk sana, kanadığımdan öte siyah
sen daha güzel sevmişsin beni, çok daha acı.
sen daha öznel susmuşsun bize, çok daha anı.
sen daha nesnel saklamışsın bizi, çok daha adı.
yüzünü gözüme bulaştırarak sevmiştim seni
ardından yıllar yol olsa da,
hala arkanda kalmak acıtıyor.
nefeslerin zehirliyor seni,
gördükçe kokunu sağırlaşıyorum.
tek başınalığın benim yüzümden,
yüzünün yanında bulunamadığımdan.
gözlerin çözümlerken her seferinde pişmanlığı
ardışık zamanda ezberlediğimiz bizlerle
bütün zaman anladı
bütün yıllar anladı
bütün aylar, günler, saatler anladı.
uzaklaştılar tepkisizce bağımızdan.
yalnız,
bir saniye ağladı.
bizi okumayı özlediğin bir saniye.
Buğra Kavukçuoğlu                                                                             Ortaköy-2011

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış