Browsing "şiir"
Eki 22, 2014 - Defter, şiir    No Comments

güzellemek

seni güzelledim kendime bir ay zamanı
yüzün beyaz ışığın sarı yokluğun karaydı
bir kara görünmüştü ufukta ufuk yoktu
daha fazla inat yok edecekti artık denizi
kum dalgayla ateşkes ilan etti oylamayla

beyazla sarı dalaştı ışıkla kara durmadan
bir çizgi var gibiydi elimizde kauçuk silgiler
rengi değil kağıdı dahi parçalayarak silen
bu aşınmışlık denizin sahile yaptığı duygusuz
dalga vazgeçti taş öfkeden parçalara sarıldı

okyanus kıtayı güzelledi kendine
gece vakti beyaz bir ışığın altında

güzellik emekti.

Eki 5, 2011 - şiir    No Comments

sabaha karşı aşk

içimde bir yan; haykırma yutağında,
şarkılarının yükseklerden duyulduğu,
karanlıkta oturduğumuz sabah arkası.
içimde bir yan; yaşlanmış duvarından
gök yağmur topluyor, mumları söndürmeye.
sen doğduğum gün gibisin.
şehir bir anda çirkin oluyor, kovuyor
düşlerini pis sokak ve caddelerinden.
içim betonu kırıyor, sarmaşıkları; omuzlarımdan
saçlarına dolanıyor, yıkıyor binaları bitene kadar.
seni seviyorum karanlıkta sabah arkası,
omzumda uyuyor yorgun saçların.

ben haykırmışım cennete,
duvarım yağmurda yığılmış,
bir odamız kalmış şehirden geriye.

içimde bir yan; sevişmiş
seninle böyle.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                         Kırmızı Sokak-2011

Eyl 11, 2011 - şiir    2 Comments

o tekne

mavi yorgunu o tekne,
yıllarca uzak kıyıya.

ilk yazı kış kusuyorsun.

ağaca bakıyorsun, sonbahar geliyor;
yeşil: sarı oluyor, semt: köy oluyor.
inadından aşka, inadından yüze;
bir kere bile ölmüyorsun.
ilk denizi çöl kusuyorsun.
aynaya bakıyorsun, düş kuruyor;
gül: çamur oluyor, yosun: siyah oluyor
korkundan tene, korkundan dibe;
bir kere bile yüzmüyorsun.
kara yorgunu o tekne
yıllarca uzak kıyıya
bir an öpüyor koynunu
yalnız bir limanın.
paramparça o tekne
gözlerini yarına kusacak
denizi çöle kusacak.
dün aşk oluyor, aşk yarın oluyor
o tekne hiç yanaşmıyor.
Buğra Kavukçuoğlu                                                                 Gökçeada-2011
Eyl 3, 2011 - şiir    No Comments

yıldıza pişman kalmak

yaşanmayanı ayrımsadı yıldız,
ölüme düştü yavaşça,
çirkinlik gözlerinde sere serpe;
bizim küstüğümüz kadar umutsuz.
dilemeye utandık yarını.

eline yapıştı ışık,
titrek, hızlı, masum;
ama farkında.
geçmişte gelecektin,
inadımı ikna ederken.
gördükçe dinlendik düşü.

aşkı yıldız doğurdu.
yıllarca mezarında yorulduk.
ışık bir zamanlardı yaşamda,
dua etmeye utandık.

gökyüzü ağladı sonra.

Buğra Kavukçuoğlu                                                            Gökçeada-2011

Ağu 27, 2011 - şiir    No Comments

yanı boş uykumun rüyasında

gözlerinde boğuldu ellerim,
yanı boş uykumun rüyasında.
dönerim kadar ürkek geleceğim;
kavuşurken üstü açık kalmış hayalin,
üşüyor yokluğunda zamanın katili;
ölüme kadar, ya da yanına.

yıllarca biraz mutluyduk,
ayrılık aşktan ayrımsız seninle.
ben körle isyan ettim ışığa;
biz eğdik kalbi hayata pes edip.
sesini kısıp içlerimizin, bekledik tarihi;
ölüme kadar ya da yanına.

bileklerine veda etti dudaklarım,
yanı boş uykumun rüyasında;
ağzımdan zariflik bir daha çıkmadı.
mutluya boyanmış sıcağın ortasında
hiçbir seraba koşmadık uykulu gözlerle.
seçmiştik yastığa kadar renkleri,
yarına yakışan tüm heveslerle.

yanağımda iyi gecelerdi ev denilen,
yanım boş uyudum rüyamda;
ölüme kadar, ya da yanına.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                      Gökçeada-2011

Ağu 22, 2011 - şiir    No Comments

tanrı aşık olabilseydi

kimin sesi çarpıyor duvarlara,
yankıdayım merak içinde.
bir fısıltı bir karaokeden,
oda titriyor, hava titriyor;
israfilin nefesi değil bu.
kimin tanrısı karışıyor duama,
inançlıydım hayal içinde.
yüz çarmıhta yüz günahtan,
aşk yıkılıyor, düş yıkılıyor;
kıyametin hüznü değil bu.
kimin nefreti parçalıyor hücreyi,
kanserdim umut içinde.
bin isyancı bin acıdan,
ilaç tutmuyor el tutmuyor;
ölümün korkusu değil bu.

savaş insanın aklındaysa,
ateşte yayılır anılar ölüme.

kitaplarda bulamıyorum adını,
kimin sesi çarpıyor duvarlara,
senin sihrin değil bu.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                     Gökçeada-2011

Ağu 19, 2011 - şiir    No Comments

yüzüyorduk gölün binlercesinde

saçların düşlerime akıyor
dolanarak bütün yaralardan
kıvrılmış canımı sevdiğinden.
gözlerinde hızla gürlüyor, ırmak
kurak toprakların doğurduğu
durulmuş boynumda akmaktan.

ışık hiç durmaz
karanlığa sığınsan da
aydınlığı özlesen de
sen hiç durmayansın
kalışına yalvarsam da
dönüşünle olabilsem de.

yüzünden ay damlar geceye
güneş tutamaz seni asla
ardına dizilmiş şiir çiçekleri
müzik ellerini düşünüyorum
dilime dolanıyor dokun
beyaz anlatamaz seni
tende aklanmadan uyumuyorum.

aşk hiç durmaz
yalnızlığa sığınsan da
anlaşmayı özlesen de
sesin hiç durmasın
uzağında duyamasam da
anlatacakların bitse de.

ben saçlarını seviyorum
canımı acıtmaktan çok uzak
güzelliğinde yüzebiliyorum
ay yüzümü masum kılıyor
doğa kadar öpüyorum dudaklarını
dilime dolanıyor kokun
senle aklanmadan uyumuyorum.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                    Gökçeada-2011

Tem 29, 2011 - şiir    No Comments

özlem doğurur geceyi

güneşe gülümsedim rüyamda, terlemiş uyandım
az önce evimin önünden geçmiş olmalısın
cam kendiliğinden açılmış, perdeler dışarı uçuşmuş
sarmak için seni, tutmak, kalmanı sağlamak.
hep geçip gitmelerinden bıkmış duvarlar
bütün fotoğraflarını üzerinden atmış, yıkılmış
kırıklığı toplarken gözlerin ellerime battı, kanatmadı
canımı yaksan da öldürmezdin çünkü, kıymazdın
nefesim yandı arkandan, öksürdüm adını, sökemedim.
hiçbir uykumu alamadım, fazlaca rüyamdan, az yaşadım.

doğru yalanlarla konuşmuştuk, hayalce doğru, gerçekçe yalan,
aşka sırıtmayı ciddiyetsiz bulurdun çünkü, ağlardın, bana
nemli ellerimi yeterli sanıp da, hüznü sana küstürmüştüm
bir gün saçlarını sevmedin, kestin, dokunduğum tenin kalmadı
bütün adımı sildin yaşadığımız bedeninden, kokumu attın.
oysa ben bulutu ikna edip kuraklığı getirmiştim saçına.

yolculuktan korkmadım cebimde durdukça kalbin
basit haliyle nefes alıp tebessüm verdim havaya
annemin hiç anlatmadığı bir masaldık, uyutmazdı çünkü
gitmemi hiç istemediği bir yolduk, varılmazdı çünkü
yolculuktan korkmadım yine de, kendim okudukça masalı.

geceyi sabahlatan yıkıntıların içine, ışık bile sızmazdı
nasıl bilebilirdik o zaman kalp kırmızıydı, can siyah
sabah da, öğle de, akşam da, gözlerin bir siyah.
hiç şarkı söylemezdin, ellerin ağzında, gözlerin mırıldanırdı,
saçların çalardı en güzel melodileri, ben duyduklarıma ağlardım,
sanatı sensiz bıraktın bir sabah, beni sevmedin simsiyah.

güneşe gülümsedim rüyamda, ağlamış uyandım
az önce evimin önünden geçmiş olmalısın,elinde bir şemsiye
oysa ben bulutu ikna edip kuraklığı getirmiştim saçına.
Buğra Kavukçuoğlu                                                                             Ortaköy-2011