Tem 29, 2011 - şiir    No Comments

özlem doğurur geceyi

güneşe gülümsedim rüyamda, terlemiş uyandım
az önce evimin önünden geçmiş olmalısın
cam kendiliğinden açılmış, perdeler dışarı uçuşmuş
sarmak için seni, tutmak, kalmanı sağlamak.
hep geçip gitmelerinden bıkmış duvarlar
bütün fotoğraflarını üzerinden atmış, yıkılmış
kırıklığı toplarken gözlerin ellerime battı, kanatmadı
canımı yaksan da öldürmezdin çünkü, kıymazdın
nefesim yandı arkandan, öksürdüm adını, sökemedim.
hiçbir uykumu alamadım, fazlaca rüyamdan, az yaşadım.

doğru yalanlarla konuşmuştuk, hayalce doğru, gerçekçe yalan,
aşka sırıtmayı ciddiyetsiz bulurdun çünkü, ağlardın, bana
nemli ellerimi yeterli sanıp da, hüznü sana küstürmüştüm
bir gün saçlarını sevmedin, kestin, dokunduğum tenin kalmadı
bütün adımı sildin yaşadığımız bedeninden, kokumu attın.
oysa ben bulutu ikna edip kuraklığı getirmiştim saçına.

yolculuktan korkmadım cebimde durdukça kalbin
basit haliyle nefes alıp tebessüm verdim havaya
annemin hiç anlatmadığı bir masaldık, uyutmazdı çünkü
gitmemi hiç istemediği bir yolduk, varılmazdı çünkü
yolculuktan korkmadım yine de, kendim okudukça masalı.

geceyi sabahlatan yıkıntıların içine, ışık bile sızmazdı
nasıl bilebilirdik o zaman kalp kırmızıydı, can siyah
sabah da, öğle de, akşam da, gözlerin bir siyah.
hiç şarkı söylemezdin, ellerin ağzında, gözlerin mırıldanırdı,
saçların çalardı en güzel melodileri, ben duyduklarıma ağlardım,
sanatı sensiz bıraktın bir sabah, beni sevmedin simsiyah.

güneşe gülümsedim rüyamda, ağlamış uyandım
az önce evimin önünden geçmiş olmalısın,elinde bir şemsiye
oysa ben bulutu ikna edip kuraklığı getirmiştim saçına.
Buğra Kavukçuoğlu                                                                             Ortaköy-2011

Got anything to say? Go ahead and leave a comment!