Haz 5, 2014 - Defter    No Comments

sancı

kendimle konuşuyorum
bazen iki bazan üç beş kişi
aynı yön aynı cevapları veremiyor
bölücülük yapılıyor aklımda kendi zoruyla
zihnimin çobanı olamıyorum, öylece sakin
onca sözcük fırlıyor uçsuzluğa
onca köpük, yün olur bunlardan
başkasını üşütmez becerdiğinde
onca sözcük fırlıyor uçsuzluğa
geri dönmesini beklemiyorum
ama döner hesap sormaz gider
sonra birine saplanmak ister, aman
iletişmek nasıl korkunç, saf kaygı
cümleyi kuranın başkası olması
diken üstünde, saf tedirginlik
öyle korkunç ki;
iç savaşıma dokundurmuyorum
sadece silah satıyorlar üç beşime.

sancı,
sancı tam göğsümde
yerini gösterebilirim, göremem
röntgende temiz çıksa da ciğerim
içimi bir tek ben biliyorum, emin
sancı,
kabullendiriyor sadece, sırf ciğerim
bir nefes daha doğurabilecek diye
kabullendiriyor sadece, sırf ciğerim
kabulleniyorum, kimyadan ötesizliği.

bir ara dine niyetleniyorum bir banyoda
hayat sevmekle hafifliyor’a dönüyorum
hafifliyor sevişmekle, bir yol buluyorum
gel sevgilim abdestimi bozalım.

May 17, 2014 - Defter    No Comments

anlara teslim olmak

çoğu an ölümden korkmamla geçiyordu
tek birgün yaşama sevinci içindeyken

çünkü hergün sancıyla süremiyordu

korkunun salındığı zaman denen akışı
mut ile his etmiyorsam tepkimesiz
zaten ölümü öldüğümü duyar gibi oldum
yani
an benimse
ben anımsa

birliktelikler ise ölüyorsa tek tarafsız
saçmaladığımı uyandım gecesiz güneşsiz
çünkü hergün saat diliminden bağımsızdı

o anların ölüm olduğunu
anlamak için özellikle yaşamadım
bir anı hatırladım
unutmuş gibi yaptığım
aşk üzerine ya da bir danstı
kelimelerin beline vurduğumuz
bellerimizin rekortmen olduğu

çoğu an ölümden korkmamla geçecek
her birgün yaşama sevinci içindeyken

çünkü birgün farketmek geliyordu.

May 16, 2014 - Defter    No Comments

yarım şiir

kalbime de sığdıramadım
dünya içime sıkıntı kaldı
biraz uyumak istiyorum
şimdi biraz uyuyorum.

May 16, 2014 - Defter    No Comments

çıkmıyor hiç

ben
anneme bakıyordum
güvendeydim yani.
ben anneme bakarken
tekrar sordum korktuğumu
tekrar manasız
kısaca saçma
bu bedeninin gözlerinde
dışarıya bakan ölecek mi yani
bu domatesi hisseden, yumurtaya tapan
bitecekmi yani, ya da devamı varsa
deliriyordum burada
anneme bakıyordum
o dizi izliyordu
güvendeydim yani
ben.

May 16, 2014 - Defter    No Comments

basit

kendime ağlıyorum
nasıl samimiyim en iyi sen bilirsin.

emin ol bilirsin biraz aklın olsa
annem kim, yanındayım
siz kimsiniz saçma sapan
burada ne yapıyoruz
anlar gibi olup ağlıyorum
siz hiç anlamıyorsunuz
önünüzde bir adım var
kaçıp hayvandan fark bırakmıyorsunuz
yüz yüze gelince öleceksiniz sanıyorsunuz
yok zaten ölüm gelecek; siz kaybolmaktan
çok eksik yaşadığınızdan, şüphelerinizden
bu kadar kızıp bu kadar kaçıyorsunuz
hiçbir dine inanmıyorsunuz
bir tanesi için öldürüyorsunuz
dua ettiğiniz bir yokluk bilip de
yokluğunuza panikliyorsunuz
az yaşamayı kabul edip
isyansızlığa
fedasızlığa
özverisizliğe
her şeyi bile bile
kendine kızmaya
yeni bahaneler bulup
yarın boyuyorsunuz
hepsinin büsbütün
koskocaman
apaçık yalanlar olduğunu
bilerek
isteyerek
ölüm en iyi olasılıkla
yaşadaklarınızı sonsuz defa
göreceğiniz bir zihin dalgası
bunu çok iyi bilip bundan
korkuyorsunuz
vicdandan kaçıyorsunuz yani
belanızı kendiniz vereceksiniz
siz en çok kendinizden korkuyorsunuz
beyninde hapsolan
mutlak kötülüğünüzden
allah belanızı versin dediğimde
en allah her biriniz olduğu için
kendi belanızı verdiğinizden
çok korkuyorsunuz

size şahit olduğum için
öldüğümde zihnimde
yer bulacağınız için

kendime ağlıyorum
nasıl samimiyim en iyi sen bilirsin.

May 1, 2014 - Defter    No Comments

esmer tanrılar

dün gece sana evlenmeyi teklif ettim
üst üste üç kere evet dedim sonra
yarı çıplaktım ve gözlerine bastırıyordum
tam tamına kara delik saydığım gözlerimizle
emindim bu sefer bu ölümün başlangıcıydı
yoksa ayna dahil anlamak tüm yok oluşları
sabahla açıklamak sığ bir yerde balıklamaktı
oysa en güzel düş boynundan akardı yukarıya
bir hazzın yayılış noktası olağandan fazlaysa ve
aşktan başka bir şey kullanmıyorsan o sıralar
yaydığı mutluluğun ilahi bir sonu elbet olmalı
güneşi tanımadık ama esmer ötesiydik
güzelliğimiz burada uzanıyordu
çırılçıplaktın ve pi’lerime saldırıyordun
hadi atletimi de çıkartalım yine de bitmiyordu
sayılarım, atom halt eltmiş pi kadar kaygısızız
ölüm cennetten ibaretti el ele kavuştuğumuz
ya allaha, tanrıya ya bu anlara sığınacaktık elbet
gerçek olanı tercih etmemiz bizim güzelliğimizdi
en azından korkmadan var kıldık bedenleri
bedenleri var etmenin korku olduğu şeylerden
allah var olaydı beyaz olurdu, esmerler ne kadar güzeldi
dün gece sana üç kere evlenme teklifi ettim

kabul ettim, kabul ettim, kabul ettim.
Nis 20, 2014 - Defter    No Comments

uykuluk

bildiğin kaç tartışma
gördüğün kaç kişiyim
sevgilim allah aşkına
teninde çok kişiyim

bir iskelede kaç defa
istemsiz göz kasıyım
soruyorum tanrı adına
söndüğün kaç ışığım

haberim yok sığındığın
kaç gecenin mağlubuyum
kaç defa defa taşındığın
bu evin yolcusuyum

sen hangi sanatın geri dönmeyen
başucusun?

Nis 20, 2014 - Defter    No Comments

şimdilik

yalnızlık sancısı
yaşadığının tanıkları olmaması ile
-benden sıyrılma gerekliliği-

ya da

kendi tanıklığının
zihninde bir yere varmaması ile
-benden sıyrılma gerekliliği-

açıklanabilirken açıklanamaz
devirdir, çünkü beyin ovaldir
bir ucu bir ucunla birleşir.

,bir orospunun bacaklarını düşün şimdilik
gerilmiş bilekten taa baldıra dik duruşu ile
-eteği sıyırma gereksizliği-
topuktan,

haz bir şeyi açıkladığından değil
apaçık olanı has sakladığından

şimdilik gerçek bu kadar
gerçek bu yeterli yarınlık

mutlağı oyalamak
keyifli oluyor
yarınlık.

kimse öleceğiz diye
hemen ölmüyor

şimdilik.

Nis 7, 2014 - Defter    No Comments

Bahşiş Mevzuu

    Karşılıklı düşüncülerin dile vurulmadan; tıpkı yazısız kanunlarda olduğu gibi etkili ancak yoruma; dolayısıyla şüpheye dayalı olduğu ve bu yüzden genellik niteliği taşıyabilen bir örneklem olduğu için bundan bahsetme gereği duydum. Şimdi bu uzun ve süslü cümleyi geride bırakıcak olursak rahat rahat anlaşabiliriz.
   Bahşişi veren tarafın kurgularıyla başlıyorum. Herhangi bir gittiğimiz yerde hizmet karşılığı verilen garsoniyeden ziyade ayağımıza gelen hizmetlerden bahsedeceğim. Yani denk getirip bahşişi hesaplamaksızın sessizliğimizi koruduğumuz ya da içip içip içip – ij ij ij- coşup kardeşime helal olsun şovlarından ziyade bu ayağa -evlere- servis üstünde duracağım.
  Gerilim! Neden gerilim yaratır böyle bir şey?  Örneğin sipariş tam 20 TL tutarında olduğunda ve cebimizde de 2 adet 20 TL varken -bak okuduğunda farkettin sıkıntıyı- gerilim başlar. Çoğu zaman siparşimizi 17-18 TL civarında vermeye çalışırız. Bu 20’likten de 2 Tl kendine al diyemezsin. Aldığın hizmetin bedelini ödesen kim kızacak sana, kim yüzünü kızartacak oysa ki. Sen. Neden sen? Çünkü bahşiş vermek kendi başına öğrenebildiğin bir şey değildir. O güne kadar büyüdün yerde, kapıya gelen her tüpçü, her sucu, her sütçü hizmetinin karşılığı dışında -tüpçünün tüp,sütçünün süt dışındaki hizmetleri bizi ilgilendirmez ki onlar ücrete tabii değildir- çevren tarafından bahşişle ödüllendirilmiştir. Ödüllendirmektir bu kişinin kendinde gördüğü güçten doğan. Hergün görmüşsündür bunu, çünkü hiçbiri aynı anda bitmez ve her yeni gün yenisi gelir. Nasıl ki hergün pastırma yer bazıları, bu hergün çevresi yediğindendir yoksa bulamazsın Afgan bir pastırma sevici. Bazen annenin eli bulaşıklıdır ve sen çıkarsın kapıya, sana tembih edilen 3 Lirası da bahşiştir. Günü gelir artık kendi siparişlerini verirsin. Burada yaşadığın çelişki kendi kararınla öğrendiğin arasında gidip gelmektir. Korkuyor, geriliyor insan.  -şiilik burada başlar.- Bu korku, iş tercihinden taa eş tercihine kadar aynı kaynaklıdır kanımca. İçinde vicdan barındırır. Belki temeli ben gidip alamaz mıydım bu tüpü, şu tavuk döneri -oracıkta gmersin gerçi gitmişken- olabilir. Çok zorlanıyorsan git al zaten sorun budur. Ama şunu ihmal etmemek lazım. Hepimiz karşımızdaki yerine düşünüp davranışımız sonucu kendimizi karşımızdakinin yerine koyup yargılarız. -Evet, empati hepimizde doğuştan vardır. Sadece (only you) gerilime anlam veremeyenler yoksun sanarlar kendilerini.-  Biliriz ki çalışan, maaşını hesaplarken üstüne aldığı bahşişleri ortalama bir sayıyla çarpıp hesaplarlar. Bu hesabı bozma tehliken seni germektedir. Açık olmak gerekirse küfür yemekten korkarız ama yüzümüze değil -ben daha bu kadar delikanlısını, kibar olmayanını ya da erdemini bozanını görmedim en azından- içinden sövmesinden. Yani bize öğretileni; iyilikle içimizden geleni; yani kötü ve iyi ayrımının makas kısmını yaşarız. Çünkü: Nasılsın? İşler nasıl? Naptın yavrum meseleleri? demekten yoksun ve iyiliğin sadece fazladan parayla sağlanabildiğini sanan insanlarızdır. İletişim yoksunluğumuz tam da kaygıların temelidir bu noktada. Biz nasılızdır o an mühim sanılanı.

  Bahşiş bekleyen ya da alacak olan taraftan devam edeyim. Beklenti yazdığım gibi ortalama bir maaş hesabının tutarlı olmasından kaynaklanbilinir. Ama hesap yapılırken bütün yukarıda yazdığım göz önünde bulundurulur ve zaten yarı yarıya bir kayıpla hesaplanır. Çünkü maaşın tam hesaplanabilmesi ay sonunda çok hayati bir rol oynayabilir. – Evkur 8 Cevapsız Çağrı- Şunu atlamak en salakçası olur, aynı kişi hergün bahşiş de vermektedir. Avantası çift psikolojidir ama bu dezavanataj olarak da yansır. Şöyle ki bahşiş alırken utanan, gerilen olur. Çünkü komşuluğa gittiklerinde istememek, teşekkür edip reddetmek üzre eğitilmişlerdir. Ailerinin rezil olmama halinde önemli rol teşkil ettiklerinden. Çünkü ülkelerinde görgüsüzlüğün tanımı çok oturmamıştır. Baba yeni aldıkları televizyonu anlatırken, canı çikolata çeken çocuğun bir tane daha istemesi görgüsüzlüktür. – Çocukken kibarlıktan yaşlıyken şekerden yasakla sonra neden serotonin yetişkinlerde patlama yaşar diye sor, oldu paşam.-  Çoğu zaman bahşiş verenin kendini ne kadar zor duruma düşürdüğünü bilir ve bu onu iki kat gerer. İşini yapmak sanki ekstra paraya yağ yakıyor havasında yaratılan nemi hemen kaparlar. İyilik hakedilmez, iyilik bahşedilmez bilirler. İşini iyi yapmak bak bahşiş istiyor lafına gelebilir, gelir de zaten bütün bu çevrede. Ben ikinci 20 TL’likten alacağım bahşişi reddetmiştim sırf zahmetinden. Sen paranın üstüne ayarlarken karşındakini bildiğin gereksiz nedenlerden ezilip büzülmesinden.

 Kısa bir sorun özetiydi bu yüksek olasılıkla çoğu noktası ihmal edilen. Şimdi iki tarafı kıyasla yok efendim diyalektik -diyalektik kelimesini okuyan soğumasın diye aşağılıyorum açıkça- bir niyetim yok.
Sorun senin benim iyilik sınavımız.
Bahşiş’in kelime anlamıyla bitireceğim ki bunu terstir Türkçe derslerinde öğrendiğin kompozisyon kuralına. Tanımla başların hatırla.

Bahşiş: Lütfedilen, iyilik olarak görülen.

Şimdi bir daha tanımla.

Nis 4, 2014 - Defter    No Comments

öteberi

öte sarhoşluk
öte yalın hal
öte uykular

berisi sen değilsin
berisi ıslak düşler
berisi kamyonlar

devrilmeler.

öyle göte bülbül öte.

Sayfalar:«1234567...18»