Eyl 15, 2014 - Defter    No Comments

dahili harici ya da iç dış sorunu

biri kaçabilir bütün beklentiler
zamanı uzatıp aşk bükerken
bu böyle devam edebilir

kelimelerdir zaten bizi yaşatmayan
sarfedilen değil için için konuştuğun
iç sohbetlerdir tüfeği icat eden

diyeceğim
sustuğunun yarısıdır
küstüğün
tıkalı olanın tamamı
böyle böyle biterdir
kaçınılmaz oğlanlar
ve zarları.

mertlik bozulur
devam edebilir
binbir yana saçılmış kalp
binbir yana saçılmış beyin
binbir parça kılcal damar
biri bin insan etmeyenlerin arasında
ile canları.

patron biz ne yazıyoruz
devam edelim o zaman

biri miyoptu dürbün taktı tüfeğe
ne kadar korkak varsa satın aldı
pencereli mağarada hayal kurmak
güzel bir hayale dönüştü korkulardan

savunmalardır zaten bize alanı dar eden
devam eden solunum tepkisidir öylece
panik halinde boğulmak 36 saniyedir
bu çocuklarda yirmiyi bulabilir en fazla

seveceğim
intiharın zıttı inattır
güldüğün
akıp gidenin debisi
evrenin son açıklamasıdır
kimbilirli kızcağızlar
ve yaşları.

sertlik gevşer
sürdüremez fazla
iç organlar sendan daha güçlüdür
iç organlar dayanmıştır sana bile
içi dış etmeyen herkesin arasında
ile kanları.

pardon biz ne yazıyorduk
başa dönelim o zaman.

Eyl 6, 2014 - Defter    No Comments

Israrla

Kendimle tavla atıyordum
Karşıma geçip tutuyordum
Yalnız halin ele değer halini
Şikesiz

Ama gerçek yalnız kupkuru
Bak böyleyken su çekilir çünkü
Ağlamak soyut bir hikayedir artık

Böylesi asildir kupkuru

Kalp büzülür
Deri yıpranır
Ciğer yetmez
Hormon artar
Toplar beynin
Pıhtıya çıkar
Pıhtı ne bilmezsin ama
Acını, canını açıklar

Sanki aşk kuruya çalmış

Anlatmak mutlak bir görevdir sonra
Gör söylerken iç çekilir maalesef
İyi ki yalnızlık dupduru

Şikesiz
Ölmek birkaç kanamak daha
Bu kırmızı sana doğuracak
Tek zarla yeniyorum kendimi.

Tek zarla ısrarla
Yeniyorum kendimi.

Ağu 1, 2014 - Defter    No Comments

güzel bir emek için

ama herkes ölürdü
tanıdığım tanımadığım
sıyırdığım yetişemediğim
saat biraz geç olurdu ben sormaya başlardım
kiminle konuşuyorum, kiminle dövüşüyorum
kaç kişi merak etmiyorum tartışagelen fikrimde
kızmıyorum garipsiyorum çünkü biliyorlar
herkes ölürdü, ben dahil, artık biliyorlar, çok iyi

ben özellikle ölürdüm
diyelim ki rastgele ölümsüzlük dağıtmışlar
oysa hep bir beyinden bağırıyorlar zaten
hiçbir ağızdan çıkmıyor bile ölmün çıtı
gözü de pus alıyordu aslında doğal sansür
kolların boğulma paniğinde gereksiz yorgun
ben özellikle ölürdüm
insanlar ölmeye başlardı
ama herkes ölürdü
sevdiğim sevmediğim
içeride kaç fikriz hiçbir fikrim yok
hemen sormaya başlıyorum sabaha uzaklığı
dar geliyor güneşin herhangi açıdan doğuşu
bir tanesi en sevdiğim ve bazen ben dediğim
yaşamı birden anlıyor şiirlerle, oratoryolarla
örneğin anlatmak istiyor aynı yol üzerinde
durdurun hep arabamı beraber varalım gibi
adımızı sorardık en azından havayı pay ederdik
az kişi binlerce kişiyi paylaşırdık haznede konuşan
ben bunun için özellikle ölürdüm
bunun için özensiz yaşarken

evet herkes yaşardı
duyduğum duymadığım
geçliğim, erkenliğim
saat biraz geç olurdu ben özlemeye başlardım
kimlerle konuşuyorsam artık dinlemelisin hepsini
kaç kişi oluruz beraber umutlanmak istiyorum
özlüyorum çelişiyorum çünkü hissediyorlar
herkes yaşardı, ben dahil, artık kızmıyorlari, çok iyi

bir de bazen aşık olmak var
herkes ölürdü
ama bu sebepten yaşardı.

güzel bir emek için
işte o zaman ben bir yaşardım
kimse ölmezdi.

Tem 29, 2014 - Defter    No Comments

çaba

neyi konuştuk da
neyi susuyoruz

yaksalar, boğsalar hatta birgün
seninle ellerini yıkasa birileri
korkuyor olmak kaybettirmez
sana ateş eden korkudur elbette
ancak dayanırsan
ancak
nala dönüşür namlu bu yolda
bize şans getirir, erdirir

yani cesur olmak korkmamak değil
bir çiçek korkmaz mı güneşten narin
ve başkaldırmaz mı beslenmek için
sonunda biz koklamaz mıyız hayatı

biraz anlaşalım herhangi bir konuda
kaygı bize aitliğimizi Dahi dar ediyor
bir otobüs insanın niye sustuğunu biliyor muyuz
bir otobüs insanın niye öldüğünü bilmekle ilgili

kendini sevmen şart değil öncelik olarak
için çağrıyordur zaten birini hoş etmeyi
tüm kurguyu düşünceyi aktarabildiğinde
sustuğumuz anların zevkine varabiliriz

her şeyin yasak olduğu birgün
seninle ellerini ısıtsa birileri
ölmüş olmak kaybettirmez
seni yakan eriyordur elbette
ancak ışıtırsan
ancak
güne dönüşür ateş bu hırsla
ufku aydınlatır, doğdurur

neyi sustuk da
şimdi ölüyoruz

çok iyi biliyoruz.

Tem 28, 2014 - Defter    No Comments

sandık

hazine
nefesindir saklı olmayan
ve aradığın durum
durum
kendini mutlu saydığındır
gömülü

hazine tam da üstünde
durduğundur.

Tem 17, 2014 - Defter    No Comments

varsayım

hangi yönde açmış çiçek
hangi yönde soluyor
dualar bilimseldir
etmez misin
kaç günde doğan çocuk
bir günde ölüyor
bir ünite solunum
yetmez misin
duyularımı hariç bırakıyorum önce
çünkü döngümüzde buluşmak lazım
birkaç gün yıl çatışıyorum uçsuz
çok gün renk çiçek bir gün ölüyor
biraz tanrıdan bahsetsek (bahis etsek)
şimdi acımayan kim bizi bu halde seven
şükür ki suyu yaratan canım çiçeğim
sen kendini bu kadar kızdıracak bir şeyi
ve en sevdiğini, kimle baş başa bırakıp
öfkeni kustun ve neden kanser var bu an
sen bize küsmüşsün başından
ve bir kadın var yetmiş insan yılında
adamı ölüyor en az kırk yıl yanındaydı
kimi kimden alıp kime veriyorsun çiçek
işte hep burada açıp açıp soluyorsun
biz çok üzülüyoruz bu hale
bilmez misin
güneşe bakan benim
güneşin baktıklarından biri de
sadece ay varken düşlemeyi seviyorum
ayı o saatte koyan oraya sensin, niye bakmazsın
kızmasan başımı titreten o düşünceyi yollar mısın
düşünce sana zarar verir, yoka yakın eder, he imha,
korkmaz mısın
köyün yoluna bakıyorum taşlardan kıvrılıyor
taştan yollar sarıyor ileriye, kıvrılıyor
iki taşın arasında çiçek başkaldırmış
hangi yöne açmış çiçek
hangi yönde soluyorum
dualar bilimseldir
bilmez miyim
kaç günde doğan çocuğum
bir günde ölmek istemiyorum
yokluğunu biliyorum diye
acımıyor musun

ne güzeldir yüzü bebeğin üstüne bomba düşmeden önce.
Haz 11, 2014 - Defter    No Comments

herkes yaşarken güzel

hep girdiğim deniz
hep kıyısında güneş gördüğüm
akşamına doğru biraz şenlenip
yaşamaya dair güzel dediğim
kime şükür etmeli kurcalamadan

hep girdiğim deniz
hep peşinde kaybetmediğim zamanın
akşamına doğru yolda huzurlu
göğe bakarken durmalı dediğim
bedene kötü davranıp düşünmezken

hep girdiğim deniz
hiç sabahında telaşa düştüğüm
akşamına doğru ilk yalnızlığım
bulantının dönüşümünü bilmediğim
göğsümde bir kilo demirle otururken

hiç girdiğim deniz
hep kaygısıyla beynin suikastından
akşamına doğru bir yokluk aklımda
saatleri ayarladın mantolum dediğim
kendimi nasıl satsam paha bilmezken

ancak
anlamışsan hepsini bir dize dank ediyor
çünkü;
sevebiliyorsun,
zevk alıyorsun,
soruyorsun,
cevaplıyorsun,
güç buluyorsun,
devam ediyorsun,
anlamışsan hepsini bir dize dank ediyor:

‘zîrâ bu terâzû o kadar sıkleti çekmez’

hep girdiğim deniz
hep kıyısında güneş gördüğüm
akşamına da şenlik gibi ilerlerken
herkes yaşarken güzel, anlamlı
bir saniyeyi bir anda anlamışken.

kalbimde kaç kilo pamuktur yaşamak.

Haz 5, 2014 - Defter    No Comments

sancı

kendimle konuşuyorum
bazen iki bazan üç beş kişi
aynı yön aynı cevapları veremiyor
bölücülük yapılıyor aklımda kendi zoruyla
zihnimin çobanı olamıyorum, öylece sakin
onca sözcük fırlıyor uçsuzluğa
onca köpük, yün olur bunlardan
başkasını üşütmez becerdiğinde
onca sözcük fırlıyor uçsuzluğa
geri dönmesini beklemiyorum
ama döner hesap sormaz gider
sonra birine saplanmak ister, aman
iletişmek nasıl korkunç, saf kaygı
cümleyi kuranın başkası olması
diken üstünde, saf tedirginlik
öyle korkunç ki;
iç savaşıma dokundurmuyorum
sadece silah satıyorlar üç beşime.

sancı,
sancı tam göğsümde
yerini gösterebilirim, göremem
röntgende temiz çıksa da ciğerim
içimi bir tek ben biliyorum, emin
sancı,
kabullendiriyor sadece, sırf ciğerim
bir nefes daha doğurabilecek diye
kabullendiriyor sadece, sırf ciğerim
kabulleniyorum, kimyadan ötesizliği.

bir ara dine niyetleniyorum bir banyoda
hayat sevmekle hafifliyor’a dönüyorum
hafifliyor sevişmekle, bir yol buluyorum
gel sevgilim abdestimi bozalım.

May 17, 2014 - Defter    No Comments

anlara teslim olmak

çoğu an ölümden korkmamla geçiyordu
tek birgün yaşama sevinci içindeyken

çünkü hergün sancıyla süremiyordu

korkunun salındığı zaman denen akışı
mut ile his etmiyorsam tepkimesiz
zaten ölümü öldüğümü duyar gibi oldum
yani
an benimse
ben anımsa

birliktelikler ise ölüyorsa tek tarafsız
saçmaladığımı uyandım gecesiz güneşsiz
çünkü hergün saat diliminden bağımsızdı

o anların ölüm olduğunu
anlamak için özellikle yaşamadım
bir anı hatırladım
unutmuş gibi yaptığım
aşk üzerine ya da bir danstı
kelimelerin beline vurduğumuz
bellerimizin rekortmen olduğu

çoğu an ölümden korkmamla geçecek
her birgün yaşama sevinci içindeyken

çünkü birgün farketmek geliyordu.

Sayfalar:«1234567...18»