olur öyle

işverendir çıkartır seni hayatından
yerin dolar yersizliğin boşalır
yüzüne yüzüne
biraz boşluktur bir süre durduğun

erkeğindir çıkarır seni hayatından
yerli yersiz bir acı olacaktır
özüne özüne
bayağı yokluktur bir süre çektiğin

kadınındır çıkarır seni hayatından
yer bulamazsın yağıp rahatlayacak
sağnak sağnak
mülkiyetin eksiliğidir bir süre bittiğin

annendir seni çıkarmayı dener hayatından
anneden yer bulamazsın tekrar doğacak
baştan baştan
bir çocuğun temelli ölümüdür.

anne özür dilerim.

Buğra Kavukçuoğlu

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

sana konuşurum

senin bugün umut dediğin
sevişir gecenle yarına neden olur
çocuğun adını bırak kendi bulsun
sevdiğin zaman anlayacak çağrıldığını
ilk kez duyduğu anı unutarak.

kedi sorgulamaz
sevgi sorgulamaz
polis cevap alamaz
su toplar akçiçeklerin
seyisler orospuları sevmez
ben atları severim, sen atları seversin
ama hiçbir yere gitmeyiz süzüle süzüle
sahi neden gitmeyiz neden kalmayız
dargınlık duymakla başlar
duymamakla devam eder
karınca küsmeden önce aşıktı
dağa, dağ ezildi altında, daha
ilk kez duyduğu anı unuturak.

hatırladı
ilk kez öldüğünü unutarak.

Buğra Kavukçuoğlu

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

beş

bu sis göç yollarını telaşlandıracak.

bir genç öldürülecek orada
kuşların yasını yağmur sanacaksın.

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

dokunma etkisi

gökyüzüyle ışıkla konuşmadım önce
gözlerim el yordamına aşinalık
olası olası kayalıklar biterdi altımda
bir tören vardı uzanıyordum bir saniye
havai fişekler asfaltlarda patlıyordu
sonra ciğerime gram gram farklı soluklar
ellerime dizlerime koynuma haz şölenleri
ilk mermer değil yaslarla hazırladığım
deneyim öle öle yerleşti bedenime alışkanlık
feci ağıtlar zamanla duyulmaz oluyordu.

gökyüzüne ışığa dökülüverdim özrümü
renkler daha canlanacak her karanlıktan sonra
ısına ısına ortalık gözlerim geri gelecek
ardımdaki mezarlıklar hep anlamlı ve ağırbaşlı
kendini gerçekleştirme zorunluluğu güzel
güç gerek güneş var, umut gerek dolunay çıkıyor
sözlerime avcuma saçlarıma yıldız yağmuları
son beşik değil mucizelerle süslediğim
o halde uyanıyorum zaten rüyalar ahmaklık
rüyadan güzelse aşk olduğunu bilmek güzel.

Buğra Kavukçuoğlu

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

başka ağladım

eski yollarında unutmak bilmeyen voltayım
dizlerimde seninle yürümüşlüğün gıcırtısı ve
dermanımda yarım kalmış açık ameliyat var
uzanıyor yanımdan ufka kadar soluk mavi
bütün bu deniz tuzu canımı çok yakıyor
ağacın her renginde anı var bu bulvarda
ayaklarımın altında sayfalar uzanıyor
ellerimiz üşüyor tutuşuyoruz
bazı hücrelerimin yapısını bozuyorum.
eski yollarında kime baksam sana aşinayım
rüyam sabahlarında yanılgının kırıklığı ve
dudaklarımda başlamak üzere bir deprem var
oysa hala uzanıyor yanımdan ufka kadar mavi
ağır ağır yokluğun konuşmayı söküyor
mevsimin her renginde adın var bu bulvarda
sıcağın altında sayfalar susmuyor
ellerimiz terliyor bırakmıyoruz
bütün bıçakların dokusunu hissediyorum.

eski yollarında kör dolaşmak imkansızdı
gökyüzünde okyanuslar yerini yadırgadı
başka ağladım.

Buğra Kavukçuoğlu

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

acele

ben senin bedeninde bir kadın yaşarım olurum dedi
kapının arkasından ses gelmedi
kapı biraz zamandı koyu kahverengi.

kapının ardındaki sessizlik hiç şaşırtmadı.
iç ve dış kalabalıklar arasında geçiş olmadı.
yani kimse gelip gitmedi.
yarın olmayacak olsa hiç sıkıntı yok ve
başkalarının da yarınları olmasa hakkında
beş zaman intiharları durduramaz kimse
içimiz, içimiz kabul et tek başına, içimiz:

odanın içinde oturuyor şaşırmamış
yalnızlığı kurcalıyor sehpanın desenlerinde
üstünde sevişilmiş, üstünde bir çift kadeh de durmuş
bu koltuk rahat mı değil mi hiçbir zaman bilemedi
içinde kaybolabildiğin cinsten kocaman yastıklarla
içinde bir çift kaybolmuşlukları, üstüne döktükleri şarap
hemen akla geliyor bir zamanlara dair ne varsa
camdan ne kadar eşya varsa kırılıyor sessizlikten
gözünün önünde tablolar var acele söküyor yerlerinden
oysa düzen içerisinde asılmıştı mutlu bir oda hayalinde
duvar çıplaklaşıyor ama varlığı daha ağır şimdi
iyi ki diyorum bu odada ayna falan yok yersiz
kapının ardındaki sessizlik hiç konuşmuyor
olsun diyor içimiz zaten kendisiyle sürekli konuşuyor
bu yatağı, dolabı ve ışıkları sökmeli parçalamalı artık
akıldan hiç gitmeyen bir zamanlar var bunlarda
oda çıplaklaşıyor hafifliyor siliniyor bir sayfaya
bir sayfa hayır bir kağıt bir fotoğraf çıkıyor
her şeye tanık yatak ortadan kaldırılırken altından
sevdiğin tarzdan bir meyhanede mutlular diyeceğin bir poz çift
içimiz kendine bakıyor yüzünü yokluyor el yordamıyla
içimiz, içimiz kabul et tek başına, içimiz:
farklılar farkediyor o artık ben değilim anlıyor
bu sefer kadehler rakı kadehi bu sefer meze var masada
lan gözlerinizin içi gülüyor ama sen de sen değilsin ki şimdi
öylece boş hislerle boş bir odadan çıkıyor acele kapının ardına
aynı insanda iki kere yıkanılmaz diyebiliyor.

kapı biraz zamandı koyu kahverengi
ben senin bedeninde bir adam yaşadım öldüm dedi
kapının arkasından ses gelmedi.

Buğra Kavukçuoğlu

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

alkışla kalbinle gökyüzünü

adından öğrendiğim nasıl denir
sokaktaki her depar adımda izin var
ben binlerce kez gözünün altındayım!
sen ölme diye biliyorsun ya elbet
karnında en çok benim istediğim çocuğun
biliyorsun ya elbet mutlu büyüsün diye
alkışlıyor musun kalbinden gökyüzümü

şimdi uzanıyor muyuz kendiliğimize ilk kez
bu nem bu ilk defa tek başına devam etmekler
bu nem geçecektir mevsimden zamana
o zaman uzanırsın rahat bir boyunda ilk defa
kendinden biri olarak kendi baharında
biliyorsun adından öğrendiğim cennet diye
bakışıyor musun kaçamakça iz kalmış hatırayla

pek aranıyorum ben şahsen bilhassa sabahları
üstüne üstlük başka evlerin yatacıklarında
düzenli düzensiz haftaiçi gün isimlerinde
bir sürü bir sürü isimlerle isimliklerinde
sağa sola dönüp uyuyamayıp pek aranıyorum
sabahları senin gelip gitmelerini esas yine gelmelerini
tutuşuyor musun korkusuyla karanlığın zaferinden

bunca yıl kim herkesi nasıl yanlış tanımışsa
öyle çok sevgiden yoksul her kahraman
dönüp kusursuz zamanlamayla yüzlerine
nasıl denir sarılmaktan daha gürültülü
büyükmüş gibi gözükmek gibi bir an
sen boşver aşkı, yarını, savaşı ve dahalarını
alkışla kalbinle gökyüzünü.

Buğra Kavukçuoğlu

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

bu ölümlerin bir bildiği var

ne kadar sevgilin olduysa bugüne kadar
hepsi sendin ilkbaharda
çocuğum henüz aşık olmadın
yoksa sana çocuk denir mi.

orada bütün gece eğlenen herkesin
sigarasını yaktı bir çocuk beklentisiz
yaşın yasağı, hep sevmek olmasın artık
oluruna olmazına bakmadan illegaldir aşk.

denmez hiçbir hoşgeldin yerinde
ama her yersiz hoşçakal sarfedilir
bir araçta onlarca kilometre düz vites
çocuk giderken hem de sürücü koltuğunda.

bu kazaların alkolle ilgisi yok
üflettiler her yaprakları sonbaharda
sarı ölümü çağrıştırdı çocuğa
ne kadar yeşil varsa sarıldı.
çocuk çocuk diyip pek bir sevdiler
okşayıp koklamalar, gereksiz okşamalar
bu ölümlerin bir bildiği var
ne kadar sevgilin olduysa bugüne kadar
Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

ben bir şey çalmadım

bir sabah güzelliğini çaldılar koynundan
hiç bu denli ilişkin olmamış olan duvarlarda
bıraktı tüm aynalarını hırsızcağızın
hatta o da astı birkaç tane -acımadığından
kendi evinde körebe kaldın kimsesiz

sen gerçeklerden uzak bile duramazsın.

yüzün böylesine çirkin sokağa çıktın
hah şimdi eşit oldun yaşadığın ülkenin soyuyla
kimse kendine ve sana bakmıyordu, gücendin
yargılamalar bir başlasa oysa; hiçbir tomurcuk,
aşktan yaratılmış olan, öldürülemeyecekti.

sen yürekli olmayı başkalarına bırakıyorsun.

yeni sevişmelerinden ikna olmamışsın
eve dönüyorsun – dün, geçen hafta, bir ömrün- gibi
ama Bugün dayanamıyor göz kapaklarını parçalıyor
gördüğün çirkinliğe dayanabilecek biri değilsin
hiç bu denli ilişkin olmamış olan duvarlarda.

sen çirkinlikle bile yanlış yüzleşiyorsun.

senin güzelliğini çalmadılar sevgilim
sadece ben gözlerimi kapadım.

Buğra Kavukçuoğlu

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

hep bir yanımız olsun istemiştim

böylesine yanyana yaşamak ölümle
her yeri kaygı ve mücadele şehrin
aşka nasıl zaman ayrılır acıdan
oysa ben
bir kişiyi sevip sadece kalabilirim
devam etmek günlere ardı ardına
iki kişinin emin yürüyüşünde
sabahları sarhoş olmaktan vazgeçebilirim
ve uyandığımda ağzım öpücük kokar
yanyanalığım yaşamaya yakın durur

tanışmalardan ziyade anlatılası ayrılıklar
geçirmiş kalbinden bir beden ile
geçirmek geceyi hem de her gün bir yenisi
hep daha uzunu güneşler çoğalsa dahi

şimdi
ay düşüyor bir tutanı olsa keşke
böylesine gecelerde kapkaranlık
bazen nefes almayı ihmal ediyorum.

Buğra Kavukçuoğlu

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış