Archive from Eylül, 2011
Eyl 20, 2011 - Defter    No Comments

yol yalnız yürünmez

gece biter,
gündüz biter,
gece başlar,
gündüz başlar,
yol yalnız yürünmez.

arkamda sesler beni tamamlar;
yarım yamalak konuşmalarımı.
yarına karşı yaptığım onca;
tembel kalmış hayallerimi.

zaman hiç dinlenmez,
ben hep yorulurum.
tutunacak nesne değil;
birkaç adam olmalı ve bir kadın.
yol yalnız yürünmez.

yazdığın her an geçmiş olur;
gelecekten bahsetsen bile.
yazı biter,
nokta başlar.
savaş bitmeden barış gibi.
cephede yalnız asker ölür
hayal tek başına kurulmaz.

güneş yakar,
ay aydınlatmaz,
yol yalnız yürünmez.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                       Ortaköy-2011

Eyl 20, 2011 - Defter    No Comments

o deniz

okyanusu, gölü; herhangi maviyi
benzetebilirsin yüzdüğün en güzel denize.
ama

rüzgar okşar senin en mavini,
savrulursun gözleri önünde evinin.
geçmişi, geçeceği; tekneyi, limanı
itersin yaşının tersiyle.
durgunluğa esmez hava,
açığa karanlık sürükler.
rüzgar okşar senin en yeşilini,
boğulursun dizleri önünde sokağın.
yalanı, aşkı; tekneyi, limanı
özlersin avucunun içinde.
yerinde durmaz o deniz,
dibe yanını çeker.
rüzgar okşar senin en beyazını,
ölürsün şefkati önünde annenin.
gerçeği, hayali; tekneyi, limanı
suçlarsın yalnızlığın birinde.
yanına gelmez o,
umudu yaşlandırır.

benzeyebilir olmayan her şeye,
yazıdır baştan sona o deniz.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                       Ortaköy-2011

Eyl 15, 2011 - Defter    No Comments

o liman

kısa kalan hayat durgunluğunda
dalgakıran telaşsız çürüyor
uzanıyor kolları artık boş denize.
durgun soğuk; göğsünü üşütüyor.
eski sıcak o liman.

ufukta eline değemeyenler
geçip gidiyorlar habersiz.
açıkta bir tekneyi bekliyor
boşlukları rüzgardan yoksun
eski sıcak o liman.

çakıl her yanı; yıllara ufalanmış
sonsuz sessizlik, gücünü yitirten.
çorak, terkedilmiş, terketmiş;
ellerinde güneş doğup batardı.
eski sıcak o liman.

belki zaman getirir,
belki rüzgar getirir,
belki kendiliğinden gelir.
zaman umudu;
umut zamanı yaşatır.
mecbur bekler o liman.

aynı yıldıza bakarken;
tekne ve liman.
rüzgar uyur, deniz uyur.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                            Gökçeada-2011

Eyl 11, 2011 - şiir    2 Comments

o tekne

mavi yorgunu o tekne,
yıllarca uzak kıyıya.

ilk yazı kış kusuyorsun.

ağaca bakıyorsun, sonbahar geliyor;
yeşil: sarı oluyor, semt: köy oluyor.
inadından aşka, inadından yüze;
bir kere bile ölmüyorsun.
ilk denizi çöl kusuyorsun.
aynaya bakıyorsun, düş kuruyor;
gül: çamur oluyor, yosun: siyah oluyor
korkundan tene, korkundan dibe;
bir kere bile yüzmüyorsun.
kara yorgunu o tekne
yıllarca uzak kıyıya
bir an öpüyor koynunu
yalnız bir limanın.
paramparça o tekne
gözlerini yarına kusacak
denizi çöle kusacak.
dün aşk oluyor, aşk yarın oluyor
o tekne hiç yanaşmıyor.
Buğra Kavukçuoğlu                                                                 Gökçeada-2011
Eyl 8, 2011 - Defter    No Comments

az,öz ve çok

hayalini hiç kuramadım,
gerçeğin göğünde kalırken.
bu denli hiç öpüşmedim;
hatta bütün kadınlarımla.
umudu aklımızdan geçirmeden,
damlamıştık boyunlarımızdan.
bu denli hiç sarılmadım;
hatta bütün kadınlarımla.

anlattıklarımızın çoğu duygu.
yaşansın, yaşanmasın.
gözlerin yüz vermişti karanlığa,
yıldız kayıyordu ellerinden,
hevesleniyordum ışığa,
dudaklarımız dileğin kendisiyken.
ömrümüz kısaydı oysa uzun hayat;
güneş uçacak, güneş düşecek.
ölümü zamansız kılıp hoş kalacak
yarın adlı hayaller; kuramadığım.
hatta bütün kadınlarımla.

geçmişin belirledi geleceğimi
geleceğim gözlerine küstü.
ama kaşların hala inatçı.
kaşların ağlatır göğü,
şölenle kapatır perdeyi.
yıldız düşünür son kez hüznü
hatta bütün kadınlarımla.

bu denli hiç ölmemiştim,
bütün kadınlarımla.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                       Gökçeada-2011

Eyl 3, 2011 - şiir    No Comments

yıldıza pişman kalmak

yaşanmayanı ayrımsadı yıldız,
ölüme düştü yavaşça,
çirkinlik gözlerinde sere serpe;
bizim küstüğümüz kadar umutsuz.
dilemeye utandık yarını.

eline yapıştı ışık,
titrek, hızlı, masum;
ama farkında.
geçmişte gelecektin,
inadımı ikna ederken.
gördükçe dinlendik düşü.

aşkı yıldız doğurdu.
yıllarca mezarında yorulduk.
ışık bir zamanlardı yaşamda,
dua etmeye utandık.

gökyüzü ağladı sonra.

Buğra Kavukçuoğlu                                                            Gökçeada-2011