Archive from Temmuz, 2011
Tem 31, 2011 - Defter    No Comments

saniye bize ağladı

özlemleri okuduğun binlerce gün var,

tekrar sevmeyecek olduğunu bilerek.
bırakmışsın ardında beni,
tüm yalnızlığı göze alarak,
adıma yollarda rastlamak,
gecelere sığınmak yaşlarla,
daha olabilir gelmiş sana,
daha kabul edilebilir.
yaşanmaz, yaşatmaz tek hayaldim; bilsem de
son aşk kalmak hazımsız yüzümde sancı
akıl almaz duygularımda, sana gel gitlerimde
sorularım mantıksız, neden sıfatlarıyla dolu
benden korkan yanıtlarla bezenmiş, susmalıyım.
sessizlik aşk sana, kanadığımdan öte siyah
sen daha güzel sevmişsin beni, çok daha acı.
sen daha öznel susmuşsun bize, çok daha anı.
sen daha nesnel saklamışsın bizi, çok daha adı.
yüzünü gözüme bulaştırarak sevmiştim seni
ardından yıllar yol olsa da,
hala arkanda kalmak acıtıyor.
nefeslerin zehirliyor seni,
gördükçe kokunu sağırlaşıyorum.
tek başınalığın benim yüzümden,
yüzünün yanında bulunamadığımdan.
gözlerin çözümlerken her seferinde pişmanlığı
ardışık zamanda ezberlediğimiz bizlerle
bütün zaman anladı
bütün yıllar anladı
bütün aylar, günler, saatler anladı.
uzaklaştılar tepkisizce bağımızdan.
yalnız,
bir saniye ağladı.
bizi okumayı özlediğin bir saniye.
Buğra Kavukçuoğlu                                                                             Ortaköy-2011

Tem 30, 2011 - Defter    No Comments

yüzüm gözünü özledi

can seni çekti
içi keder doldu
gittiğini zar zor anladı
geldiğini hiç görmeden
sevdi, aşktı, öldü
saçına, teline, yüzüne
ayrı ayrı yaşlandı, dokundu
sabahın birinde öyle güzeldin
akla estin, gönlü süpürdün
güneşe küstürüp, ayla seviştirdin
gittiğinden çok olmuştu
zar zor anladı
sen canı çektin
keder içe doldu.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                   Ortaköy-2011

Tem 29, 2011 - şiir    No Comments

özlem doğurur geceyi

güneşe gülümsedim rüyamda, terlemiş uyandım
az önce evimin önünden geçmiş olmalısın
cam kendiliğinden açılmış, perdeler dışarı uçuşmuş
sarmak için seni, tutmak, kalmanı sağlamak.
hep geçip gitmelerinden bıkmış duvarlar
bütün fotoğraflarını üzerinden atmış, yıkılmış
kırıklığı toplarken gözlerin ellerime battı, kanatmadı
canımı yaksan da öldürmezdin çünkü, kıymazdın
nefesim yandı arkandan, öksürdüm adını, sökemedim.
hiçbir uykumu alamadım, fazlaca rüyamdan, az yaşadım.

doğru yalanlarla konuşmuştuk, hayalce doğru, gerçekçe yalan,
aşka sırıtmayı ciddiyetsiz bulurdun çünkü, ağlardın, bana
nemli ellerimi yeterli sanıp da, hüznü sana küstürmüştüm
bir gün saçlarını sevmedin, kestin, dokunduğum tenin kalmadı
bütün adımı sildin yaşadığımız bedeninden, kokumu attın.
oysa ben bulutu ikna edip kuraklığı getirmiştim saçına.

yolculuktan korkmadım cebimde durdukça kalbin
basit haliyle nefes alıp tebessüm verdim havaya
annemin hiç anlatmadığı bir masaldık, uyutmazdı çünkü
gitmemi hiç istemediği bir yolduk, varılmazdı çünkü
yolculuktan korkmadım yine de, kendim okudukça masalı.

geceyi sabahlatan yıkıntıların içine, ışık bile sızmazdı
nasıl bilebilirdik o zaman kalp kırmızıydı, can siyah
sabah da, öğle de, akşam da, gözlerin bir siyah.
hiç şarkı söylemezdin, ellerin ağzında, gözlerin mırıldanırdı,
saçların çalardı en güzel melodileri, ben duyduklarıma ağlardım,
sanatı sensiz bıraktın bir sabah, beni sevmedin simsiyah.

güneşe gülümsedim rüyamda, ağlamış uyandım
az önce evimin önünden geçmiş olmalısın,elinde bir şemsiye
oysa ben bulutu ikna edip kuraklığı getirmiştim saçına.
Buğra Kavukçuoğlu                                                                             Ortaköy-2011
Tem 26, 2011 - Defter    No Comments

sokak dokunsun içine

içe sokulan kaldırımlarında yaşayan bir kentin
gezmezsen görmezsin doku yalanıyla yaşamı
yer gök aşk olsa ağlayamazsın ana caddelerinde
vitrinleri kimseyi çağrıştırmaz gözlerine, kalbine
şehrin kutsallığı dualarını kabul etmez emekten
öylece geçip gitmiş olursun başın eğik, dalgın.

izlemelerle akarken kayba doğru yaşam
çok yalnızsın, çok yalın, çok kırgın
yer gök aşk olsa ağlayamazsın.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                                                Ortaköy-2011

Tem 25, 2011 - Defter    No Comments

kırık ölüm kalpleri

sankileşmiş eminliğinin iç çamaşırı
hiç dokunulmaz naiflikte teninin
hassas, anlaşılmaz, bekaretten kanlı
denizin tuzunu yutmuş beyazlıkla
anlaşılmaz duygu karmaşası.

bugün hayalinin kırıldığını öğrendim,
çokça koşuştuk, tüm yandaş aşklarla,
birkaç ömür daha yaşa diye.

bugün kalbimin kırıldığını öğrendim,
çok yaşamazmışım da tüm kırık aşklarla,
birkaç hayal daha kur diye.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                                       Ortaköy-2011

Tem 25, 2011 - Defter    No Comments

doğal aşk olayları

sesin o depremin içinde
ruhun o enkazın altında
yıllarca mucize nefes alabilmen
narin, dokunulası haykırışların, ulaşılmaz
sallanan umutların çocukluktan geç
tuğla kırmızılığında kimse dokunamaz
temiz ama mor tenine; anlayış gibi
saklanası anı tadında hiç kayıpsız
kurtaran asla gelmesin; ciğere aşk yapışmış.

kalbim o yıldırımın içinde
kırıklığım o akımın altında
ışığımı canımdan çevreme kusmuşum
sana, unutulası kötülüğe, baş edilemez
ölümleşen gençliğim unutmaktan korkak
rezil kırmızılığında sen dahi yıkamaz
kirli ama mavi tenime; elektrik gibi
özlenesi canın tadımda hiç şüphesiz
bulutlar asla gitmesin; su bizime yapışmış.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                                                 Ortaköy-2011

Tem 22, 2011 - Defter    No Comments

silüet

kanıtlayamazsa da pasaport damgaları;
çok özlediğim ; 
-özlediğim çok uzak-
dönülemez hayallerle yaşayan şehrin;
aynı meydanlarına çıkan sokaklarındayım.
ciğerlerim havadan sana ulaşır,
kapalı kalsın bütün tütüncüleri,
içmesem de olur yabancı bir dilde.
aldatılmış olsam da, aldatsam da
avuntuyuz yabancı bir-iki tende.
caddelerinde kedisiz-köpeksiz yaşam
damak tadımıza ait susamışlık
musluklardan akan acı kulesiyle.
orada olmadan izledik kenti
renkleri gereksiz; öylece kara.
tek tepesinde bir akordiyon esintisi,
bir şeylerin ilki olmalı bu ses,
midye yemeliydik işte orada,
dinerdi belki midemizdeki sancı.
dönülemez hayallerle yaşayan şehrin;
aynı meydanlarına çıkan sokaklarındayım.
senin adın roze kadarcıktı
tadın öylesine hafif, bir anda çarpan
duvardan duvara, duvardaki silüete.
Buğra Kavukçuoğlu                                                                                         Ortaköy-2011