Ara 29, 2012 - Defter    No Comments

insan evrimini tamamlayacaktır

yaşça düşük kalırsın acımasızın yanında
adını çağırdıklarında bir yarardan, üstlerin -ah kabulleniş
başka yönlere dönüp oyun oynamak gelir içinden
çünkü samimiyet ancak neşeli gürültülerde var olur
orada yüzün güldüğünde insan iyilik anındadır.

bu yakarış değildir kötülükten
bedenin masum halidir.

büyükçe bir din keşfettin henüz peygambersiz
cezası önceden ödenen inanılmaz ateşlerde -ah korkutmak
sonra insan ne yaparsa yaplara bırakılmış
giderirsin yalnızlığını duayla sen tanrıyla dostsun
hal hatır soruş sohbetleriniz saatlerce sürebilir.

bu sevinç değildir ibadetten
ahiretin sence tanımıdır.

küçükçe görüş aralıklarından sızan karanlık
yok eder senin ışığa bürünmüş hayallerini -ah bilgisizlik
anlamak uzak olasalık duruyor çoğunun aklında
bir dile, eteğe, saça, aşka savaş açarak
cehennemi sokak sokak betimliyorlar az kalana.

bu nefret değildir düşmandan
önyargının kör sabahıdır.

çocukça ölümler hergün bin daha fazla
her yeni mucitle artar silahlar, bahaneler -ah katliam
anlatır sana bilimin yararcı yandaş gelişimini
düşman zenginliğe yürürken bir siyah koşmaya başlar
göğsünde kırmızı izlerle açlığın rekorları kırılır.

bu utanç değildir uygarlıktan
insanın hayvan yanıdır.

yaşça büyük kalırsın anladığın herkesten ateşinle
kıvılcım telaşın olgunluktur yanmasalar da -ah yaş odunlar
yapacağın her basamak görmeyeceğin adımlar için bilirsin
çünkü ilerlemek ancak yükseltmekle varoluşundur
burada inatla susmadığında insan melek anındadır.

bu umut değildir yokluktan
doğanın kanunsal yapısıdır.

insan evrimini tamamlayacaktır.

Buğra Kavukçuoğlu

Kas 18, 2012 - Defter    No Comments

öğreti

durdukyere boğulmuyoruz
gücümüzün yettiği kadar gevşetsek de gri kravatlarımızı
geçmeyecek yüzümüzün soluşu, film olacak şeritsel pişmanlıklarımız
dilimizin altında da nefret ya da ezilmişlikler varken
haplarla kanımıza karışmayacak daha fazla ikna edici yalan
terkedelim ait olmadıklarımızı, bir kalpten geliyoruz sadece.
terkedelim arkadaş sıfatında her yalancıyı, onlarla eşit olamıyoruz.
terkedelim aklı ve düşü yararda olanı, bizde karşılıksızlık var.
terkedelim; o gri kravatlarımızı, dayanabildiğimiz kadarız.

güzel bir kaderimiz var doğduğumuz günden
belki öncesinde de.
şimdi bütün bu binaları siyah yaptıklarına bakma
gökyüzünden, denizden, ormandan alamazlar bizi
yaşama olan güzel inadımızı, aşkla ilgili şeyleri
maviyi, daha maviyi, yeşili görmesinler
kalp kötüyse bir kere gözlere perdedir aldırma
biz uğrunda çalıştıkça yerli yerinde kalır
özgürlük, daha özgürlük, aşk.

sonsuz bir hayalimiz var birikerek başından
kesin sonrasında da.
şimdi yolumuzu renksizce boşverdiklerine bakma
peygamberden, şairden, heykelden alıkoyamazlar
erdeme olan çabamızı, insanla ilgili şeyleri
inanmayı, okumayı, yerine koymayı bilmesinler
evrim bir kere başlamışsa durdurulamaz korkma
onlar öfkelendikçe çığlaşır da ilerler
sevgi, daha sevgi, biraradalık.

sustuklarımızdan utanıyoruz
o zaman umudumuz var, ekmemiz gereken dirhem dirhem
yeşerecek sabaha bakışımız, müzik olacak asla geç olmayan
düşümüzün altında sonsuz bir hayaliz, öyle kalacağız güvenerek
bir çocuğu yaşından, adamı kollarından ve kadını kasıklarından değil
sevelim bizi burada kılan nedeni, nefesle ilgili olsun olmasın.
sevelim acıya tanık olduğunda ağlayanı, gözyaşı akıldan değerlidir.
sevelim kalbi ve hüznü herkese olanı, içinde güzellik var.
sevelim her şeyi dirhem dirhem, aşık olabildiğimiz kadarız.

ışığın çabasını kendine gelerek ödüllendir,
artık hep karanlık demekten vazgeç.
çünkü insan bu kadar çok ölmezdi,
sadece bir kez doğacak olsaydı.

Buğra Kavukçuoğlu

Eki 27, 2012 - Defter    No Comments

bahane

nasılsını öyle sesini duymak için dedim

nasılsından fazlası vardı aklımda
sesin çoktan gitmişti oysaki
ben kendimi dinledim
köşeye sıkışma saatleri geldi
her yerimden göğsüme toplanan
nefessiz bırakma, 
isimsizliğe gidişat,
kanserojen sorular,
kötü gerçekten en kötüsü.
iyi değilimi yüzünü görmek için dedim
iyi değilimden fazlası vardı üstümde
yüzün çoktan silinmişti oysaki
ben kendimi özledim.
Buğra Kavukçoğlu                                                                            Moda
Eki 26, 2012 - Defter    No Comments

aşk intihara eğilimli ölümsüzlük

aşk intihara girişti
kendime bir şey ayırmadım
bıraktım yanında gömülsün
çünkü karşıtlık adamla kadından doğdu
ve mücevher toprağa yakıştı.

aşk, geçmişe silahlanarak döndüğümüzden
bir sondu yanlış yöne gitmiş yarına
sevgimize hiç güvenmedi
üstümüzde huzursuz durdu
kurgusu bozulmuş onca hikayeydi
sanki devam etti küskün duygularla
bulduğu her boynu ürperterek
ellbette gerekli bir varoluştaydı
ben diye başlayan cümleleri silmek için geldi aşk
öğrettiğinde çok geç, öğrendiğimizde çoktan gitmiş
biz ölmüşüz,
biz devam ediyoruz aynı.

aşk intihara girişti
bıraktın ki bir çoğumuz ölsün
hayallerimiz hep yer değiştirsin
aşkın eksik olacağı hazlara
bu neyin acelesi makyajını tazeleyip
bir başkalığa geç kalmak mı.

aşk intihara girişti
bıraktım ki her anı ölsün
kendimi dahi ayırmadım
dolunayın gitmesi gibi dileklerimle beraber
maviyi boyadım ona lacivert diyene dek
gamzelerim nerdeydi bulamazsın şimdi.

aşk intihara girişti
binlerce ceset vardı
çoğu adam çoğu kadın hepsi çocuk
sen, ben, anılar ve lakaplarımız
yavaş yavaş kahverengi oldular
görülmedi böyle bir merasim
aşk tek ölmeyendi.

Buğra Kavukçuoğlu

Eki 23, 2012 - Defter    No Comments

senin canın gökyüzü

yeryüzünde basık odalarımızda yetemiyoruz birbirimize onlarca aşka gereksinip
oysa müzik buradan çok uzakta ve gürültü dayanabileceğimizden fazla
üstüne üstlük toprağımızda masum bir an bırakmıyorlar kaçıp gitmeyene
mutsuz ve inanmadığımız kadar kötüler, birden sevdiler hükmetmeyi
mantığımız sonuna kadar en doğruyu aramalıydı, çoktan kapadılar ışığı
bugün sokakta eli kolu bağlı yürüyorsak, sesimiz titrek çıkıyorsa
dün uyum sağlatılmışız ezbere korkuya, hem de bunu bir çocuğa yapmışlar
ne olduğunu anlamadığımız bir mutsuzluklayız, aslında hepsini biliyoruz
müzik olmadan söyleyemiyoruz sadece, duyamıyoruz insana dair gelişmeleri
küfrediyorlar dolu gözlerle karşılık veriyoruz, devam ediyorlar şaşırıyoruz
kanatlarımızı gökte kesmeye çalışıyorlar, siyaha yakında durmak cinayetten fazlası.

sen iyi ki beni kıramıyorsun

boşver griyi diyorum müzisyenlerin yanına yükseliyoruz
duygularımızı ellerimize alıp fırlatıyoruz olası her yöne
sadece havada samimi olabiliyoruz, sadece havada sevişebiliyoruz
bazen bir cümleyle dökülüyoruz özümüzü,
bazen bir saç teliyle dökülüyorsun omzumuzu
hep bu denli sıcak kalabilme isteği huzur dediğimiz
hayalini sevdiğimiz hiç yalansız temaslar, katıksız dokunuşlardan
bir sabah uyanıp doğru söylemekle de başlayabilirdik
ama en basit çözüm kişiliğimizde artık çok geçti
yani az gülerek başka yalanlarla idare edebilmeye mecburduk
durdukyere bir kedinin kötü olduğunu görmedik hiç, kabul edemez kötülüğü akıl
bu yüzden melodilere bürünmüş öğütler saçıyoruz,  anlayanlar oluyor ellerini açmış
başka düşe, başka dile gerek yok akıl varsa her iyi düşünce zaten duadır
çünkü anlatmaya çalışmak güleryüzle; peygamberliğe soyunmaktır
insan oluruz o zaman bir hatırlamayla müzik yine duyulur
ve gürültü belki itiraflardan oluşur beyaz kaoslarda gülmeye başlarız
buruşturup atarsak haz dolu tüm kötülüğü toprak yine yüz verir bize
bulurlar onlar da bizi kırmamayı, kimsenin kırılmadığı bir gökyüzünü
caddeler de bile bağırırız o zaman hafifliğin, bireyselliğin adını
güzel bir bütünlüğün parçası olmaya hızla alışırız.

gökyüzünde bir buluşsak

başka aşka gerek yok
yeteriz hep bize.

Buğra Kavukçuoğlu

Eki 11, 2012 - Defter    No Comments

insan doğruyla baş edemedi

insan renksizlikle baş edemedi
doğmakla ölmek sıradanlığına 
çiçekler ekti
dinler buldu
ışıklar yaktı
renk dayanamadı insandan kalanla
ölümün sürekli kökünde bitmesine
soldu
vazgeçildi
söndü.

.ben bir tek savaşlarda gördüm
daha az kaybedenin kazandığını.

insan doğruyla baş edemedi
karşılıksız bir şey çıkmamış ağzından
ne varsa nefrete yakışmayacak
çiçekler dinler ışıklar kusarak iştahla
yaşamdan bir şey bırakmadı geriye
dolanıyor şimdilerde
umdu
vazgeçti
yaktı.

.ben bir tek dünyada gördüm
ölünce kaybedecek bir şeyi olmayanı.

Ağu 16, 2012 - Defter    No Comments

durağan

bir aralık buldum kendime
denize bakacak ağustosta
-derinlik ihtiyacı gözlerin
şehir yorduğunda direnci-
seninle konuşur gibi yapıyorum;
bak; kötü niyetli çok var dünyada
öyle durdukyere çok
kendini koruman değil kaygım
kendimi korumam değil
gör; zaman çok az aralarındayken
öyle birdenbire az
bir aralık bul kendine
denize bakacak ağustosta.

Ağu 15, 2012 - Defter    No Comments

yaşayabilme şansı

tanrının icadından da öncedir
ölmek, hiç bitmeyen, inatçı
başka bir türlüdür yok olmak
hep farklı cevaplanabilir
hep aynı hiçlik korkusu
unutulmamak cesedi var etmez.
bu korku tanrıları peygamberlere
hem de melek yoluyla kavuşturan
bir edebiyat biçimi, ah bu korku.

düşlemenin keşfinden de öncedir
yaşamak, her an bitebilen, hassas
başka bir yetidir var olabilmek
hep farklı kar tanesi düşer
hep aynı renktir mutluluk
koklamak, solumaktan önemli.
bu heves insanları ruhlarına
hem de hayat yoluyla ulaştıran
tek avuntu biçimi , ah bu heves.

hem çare yok ölüme, hem ölüm suçsuz
hatta ölüm, bebekten daha suçsuz
çünkü doğmaktır tek nedeni ve
mucizelere çözüm yoktur.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                                     İstanbul-2012

Ağu 10, 2012 - Defter    No Comments

soru-cevap

ben ona çok aşıktım
dedim aşık mısın bana

sustu

sustu

bu sessizlik ne kadar uzunsa
dedi o kadar çok aşığım

öptüm

öptüm

aksineydi bu sefer aşk
doğum ölümden geç geldi.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                               İstanbul-2012

Tem 24, 2012 - Defter    No Comments

geç

kim ekti bilmezsin
kim söktü anlamazsın
sevdiğin bir koku vardır
solu solu
kökünü bilmeden korkarsın

ben doğdum gülersin
ben öldüm susarsın
sevdiğin bir göğüs vardır
uyu uyu
kaybettin bilmeden yaşarsın

bir çiçek renge küserken
su bitti
daha yaşayamazsın.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                Gökçeada-2012