yol yalnız yürünmez

gece biter,
gündüz biter,
gece başlar,
gündüz başlar,
yol yalnız yürünmez.

arkamda sesler beni tamamlar;
yarım yamalak konuşmalarımı.
yarına karşı yaptığım onca;
tembel kalmış hayallerimi.

zaman hiç dinlenmez,
ben hep yorulurum.
tutunacak nesne değil;
birkaç adam olmalı ve bir kadın.
yol yalnız yürünmez.

yazdığın her an geçmiş olur;
gelecekten bahsetsen bile.
yazı biter,
nokta başlar.
savaş bitmeden barış gibi.
cephede yalnız asker ölür
hayal tek başına kurulmaz.

güneş yakar,
ay aydınlatmaz,
yol yalnız yürünmez.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                       Ortaköy-2011

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

o deniz

okyanusu, gölü; herhangi maviyi
benzetebilirsin yüzdüğün en güzel denize.
ama

rüzgar okşar senin en mavini,
savrulursun gözleri önünde evinin.
geçmişi, geçeceği; tekneyi, limanı
itersin yaşının tersiyle.
durgunluğa esmez hava,
açığa karanlık sürükler.
rüzgar okşar senin en yeşilini,
boğulursun dizleri önünde sokağın.
yalanı, aşkı; tekneyi, limanı
özlersin avucunun içinde.
yerinde durmaz o deniz,
dibe yanını çeker.
rüzgar okşar senin en beyazını,
ölürsün şefkati önünde annenin.
gerçeği, hayali; tekneyi, limanı
suçlarsın yalnızlığın birinde.
yanına gelmez o,
umudu yaşlandırır.

benzeyebilir olmayan her şeye,
yazıdır baştan sona o deniz.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                       Ortaköy-2011

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

o liman

kısa kalan hayat durgunluğunda
dalgakıran telaşsız çürüyor
uzanıyor kolları artık boş denize.
durgun soğuk; göğsünü üşütüyor.
eski sıcak o liman.

ufukta eline değemeyenler
geçip gidiyorlar habersiz.
açıkta bir tekneyi bekliyor
boşlukları rüzgardan yoksun
eski sıcak o liman.

çakıl her yanı; yıllara ufalanmış
sonsuz sessizlik, gücünü yitirten.
çorak, terkedilmiş, terketmiş;
ellerinde güneş doğup batardı.
eski sıcak o liman.

belki zaman getirir,
belki rüzgar getirir,
belki kendiliğinden gelir.
zaman umudu;
umut zamanı yaşatır.
mecbur bekler o liman.

aynı yıldıza bakarken;
tekne ve liman.
rüzgar uyur, deniz uyur.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                            Gökçeada-2011

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

az,öz ve çok

hayalini hiç kuramadım,
gerçeğin göğünde kalırken.
bu denli hiç öpüşmedim;
hatta bütün kadınlarımla.
umudu aklımızdan geçirmeden,
damlamıştık boyunlarımızdan.
bu denli hiç sarılmadım;
hatta bütün kadınlarımla.

anlattıklarımızın çoğu duygu.
yaşansın, yaşanmasın.
gözlerin yüz vermişti karanlığa,
yıldız kayıyordu ellerinden,
hevesleniyordum ışığa,
dudaklarımız dileğin kendisiyken.
ömrümüz kısaydı oysa uzun hayat;
güneş uçacak, güneş düşecek.
ölümü zamansız kılıp hoş kalacak
yarın adlı hayaller; kuramadığım.
hatta bütün kadınlarımla.

geçmişin belirledi geleceğimi
geleceğim gözlerine küstü.
ama kaşların hala inatçı.
kaşların ağlatır göğü,
şölenle kapatır perdeyi.
yıldız düşünür son kez hüznü
hatta bütün kadınlarımla.

bu denli hiç ölmemiştim,
bütün kadınlarımla.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                       Gökçeada-2011

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

dokunma ölürüm

ben bir aşık oldum
saçlarım düşle kıvrıldı,
tenim bağımlılığa şaşırdı,
gövdemde çiçek gülümsedi.
ben bir aşık oldum
yaşamın üstüne düştüm,
güneşi uyandırdım gün için
boy verdik ışığa karanlıktan.

sonra,
ben bir aşık oldum
saçlarım siyah ağladı
etimde yalnızlık sönükleri
fikrim uyanmaza kapıldı
özlemin yokuşunu tırmandım
ay içirdi kendini gece için
üstüme mayınlar döşedim.

dokunamadılar canıma,
bir ben aşık oldum.



Buğra Kavukçuoğlu                                                             Gökçeada-2011

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

azlığı çok olan

aşktan konu açmadan
-estetik hakim bedenine-
bu anlatılamaz, yüreksiz.
aslında buralara ait değilsin
aslından konuşmak bile yasakken
gerçeklerin hepsinden güzelsin.

burnundan bahsetmeden örneğin,
yüzün açıklanamaz, nefessiz.
kaşlarına dokunmadan parmaklarım,
içinde yatana dokunulamaz.
yalanlarımdan çok daha pembesin.

dişlerin de var düşlerin sonunda
bütün aydınlık aşk penceresinden
içeri yasaklanamaz, bulutsuz.
yaşamın tekliği kadar özelsin.

gözlerin buğuya düşman ezelden
bakınca kalbinden çıkıyorsun insanın
tanımlanamaz kahve, şüphesiz.

dudaklarında bitiyor suyun tadı
içilebilen tek duygusal, tanımsız.

yüzünü gördüğüm tek çiçeksin.

Buğra Kavukçuoğlufalanfilan                                                        Gökçeada-2011

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

aşk

sakin rüzgarın içinde
yetişecek hiçbir yer yok
deniz var
kadın, adam ve kumsal
düşünülüyor kedersiz, berrak
ufukta hayaller oynuyor
en uzağa ulaşmak, zamanla
eski aşklar silinmiş yaradan
huzur var
temize çekiyor gölgesiz yaşamı
kadın, adam ve kumsal.
duyarlı bir ses sokuluyor tene
bütün telaş diniyor, zarif
beklenenler varıyor usuna
başlamak çok yakın, hafif
neden var
kadın, adam ve kumsal.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                     Gökçeada-2011

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

müzik kutusunda yalnız balerin

bileklerinden yükseliyor dansının ateşi,
rüzgar aşık oluyor eteklerindeki esintiye,
aşk emredince doğruluyorsun ansızın
yalnızlıktan saygılarınla.
teninin yalınlığı dizlerinden okunuyor,
yaralayan düşmelerin ansız bitişlerden.
altın’a bulanıyor dansının ateşi,
ezberinde düş bale, sen anısın sandıkta
yaylı bir çalgı çocuk aşkların cebinde.
karanlığa, yüzünden güneşler saçılıyor,
sen melek! Belin bükük beklediğin yerde;
aşk emredince doğruluyorsun ansızın
yalnızlıktan saygılarınla.
gözlerinde bitmez bir ışık özlemi,
müzik kutusundaki eşsiz balerin.
aşk emredince doğruluyorsun ansızın
yalnızlıktan sevgilerinle.
müzik kutusundaki eşsiz balerin.
kimse yalnızlığı üstüne almıyor.
kimse yalnızlıktan anlamıyor.
Buğra Kavukçuoğlu                                                                                        Gökçeada-2011
Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

üşünmez senin yanında

yanağında bir damar elime atıyor
kalbin kalbime çarpıyor tık
kalbim kalbine çarpıyor tık
bir çırpıda örtüyorum üstünü
ben savunmasız uzanmışken
fısıldıyorsun gecenin ötesi soğuk olur
sayıklıyorum üşünmez senin yanında.

terler içinde uyanıyorum gözlerinde
bir an yoksun korkusu bitiyor sözünle
-burdayım canım.
gözümle kapıyorum ışığı yine
soluğuna kulak kesilip usulca
uyuyorum ellerinin içinde.

bütün ruhların buz tuttuğu gecede
eriyorum, üşünmez senin yanında.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                Ortaköy-2011

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış

giderken bana yalnızlık getir

mevsim kokunu çalıyor pencereden içeri
bitmek bilmez bir perşembesin dışarıda
ay gecenin yüzüne küs yağmurdan
inatla da esiyor; kaşların çatıyor kalbime
müzikleşiyor hatıranı atma denemelerim
ardından yaşlanıyorum uzun bir günde,
cam silikleşiyor yansımanda, düşümde
seni yaşatmak bir ömür istiyor siyahça
vermeye benden razıydı yarınım ama;
dünlerimizdi katili çoğumuzun, dokunuşun.

aşktan öte kalanla yetiniyor insanlar
senden bana kalanla yaşanmaz
sonsuz oruçlara dayanır beden elbet
sonlardan bıkmıştır ruh yaşamaz.

havada durmak istiyorum
-hiçbir şeye dokunmak-
son defa sarıldıysak eğer.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                      Ortaköy-2011

Yayım tarihi
Defter olarak sınıflandırılmış