şiir biterken hatalarımı sayarım
bir öyküde öyle namussuz kalıbım ki
sana binbir gece geceler anlatırım
da benim beynim hilkat garibesi
kalabalıkta kaybolmak isteyen
bil ki yalnızlığıma hayran değilim.
taksimden kaçarken
kadıköye tutulmak
alaturkadan kaçarken
turka’nın kullandığı frangaya.
şiir biterken hatalarımı sayarım
kendim medyada öyle küfürbazım ki
tercih, yönelim, bayan, ibne kavrayamam
Ayasofya’nın tam da kamburu benim
kapılarım lezzetsizdir ama yenir, yutulmaz
bil ki kalabalığa beyran değilim
yaşadığım her aşk öylece bitmeyebilirmiş
biten nefretim, Ben diye başlayan rica edişim
annem öldüğünde otuz üç yaşında bir bebektim
günün yarısı ileriye diğer yarısı geriye adımlarım
arsız bacaklarım da emeğe çok gelemez öyle
benim nasırlarım beynimde, hafızıma sıçramaz
bil ki size bayan diyen ben değilim madame
şiir biterken hatalarımı sayarım
chpden daha çok seçim kaybettim
muhalefet bile olamadım öyle kaybettim
bu öyküde öyle namussuzlar var ki
birgün kazandım dediğinde yarımız ölür
kadıköy taksimden aldığını maltepeye devreder
kitlesel yalnızlığım bireysel yalına döner döner
aslında çok az dahil olup, tamamını yaşıyorum
bir lira basıyorum akbilimden tuvalete sıçıyorum
bulmak istediğim gibi bıraktığım nadir anlardan
bil ki ben selpak mendili sadece muhtaçtan alıyorum
bir selpak bir ekmek ediyor ve ben kıçımı siliyorum
çok yalnızım diye ağlıyorum, şiir yazıyorum
yalnızım diye skandal suçlar işliyorum
ben iki seneye yaklaştı kabri ziyaret etmedim
böyle böyle koşar adım boku seke seke asfalta
her şeyden kaçıyorum, yalnızlıktan, kalabalıktan
alaturka kuburdan, alafrangamsı klozetten
ülkemi yöneten dikta ağızlı zavallıdan, katilden
taksimden, kadıköyden, adamlardan, orospulardan
müthis eşitliği yakalamış müthiş eş başkanlardan
bil ki ne kendime ne kimseye hiç bir duygum
ben sadece şiir biterken hatalarımı saydım.
Ne mutlu ulan diyen herkese!
