Kas 18, 2012 - Defter    No Comments

öğreti

durdukyere boğulmuyoruz
gücümüzün yettiği kadar gevşetsek de gri kravatlarımızı
geçmeyecek yüzümüzün soluşu, film olacak şeritsel pişmanlıklarımız
dilimizin altında da nefret ya da ezilmişlikler varken
haplarla kanımıza karışmayacak daha fazla ikna edici yalan
terkedelim ait olmadıklarımızı, bir kalpten geliyoruz sadece.
terkedelim arkadaş sıfatında her yalancıyı, onlarla eşit olamıyoruz.
terkedelim aklı ve düşü yararda olanı, bizde karşılıksızlık var.
terkedelim; o gri kravatlarımızı, dayanabildiğimiz kadarız.

güzel bir kaderimiz var doğduğumuz günden
belki öncesinde de.
şimdi bütün bu binaları siyah yaptıklarına bakma
gökyüzünden, denizden, ormandan alamazlar bizi
yaşama olan güzel inadımızı, aşkla ilgili şeyleri
maviyi, daha maviyi, yeşili görmesinler
kalp kötüyse bir kere gözlere perdedir aldırma
biz uğrunda çalıştıkça yerli yerinde kalır
özgürlük, daha özgürlük, aşk.

sonsuz bir hayalimiz var birikerek başından
kesin sonrasında da.
şimdi yolumuzu renksizce boşverdiklerine bakma
peygamberden, şairden, heykelden alıkoyamazlar
erdeme olan çabamızı, insanla ilgili şeyleri
inanmayı, okumayı, yerine koymayı bilmesinler
evrim bir kere başlamışsa durdurulamaz korkma
onlar öfkelendikçe çığlaşır da ilerler
sevgi, daha sevgi, biraradalık.

sustuklarımızdan utanıyoruz
o zaman umudumuz var, ekmemiz gereken dirhem dirhem
yeşerecek sabaha bakışımız, müzik olacak asla geç olmayan
düşümüzün altında sonsuz bir hayaliz, öyle kalacağız güvenerek
bir çocuğu yaşından, adamı kollarından ve kadını kasıklarından değil
sevelim bizi burada kılan nedeni, nefesle ilgili olsun olmasın.
sevelim acıya tanık olduğunda ağlayanı, gözyaşı akıldan değerlidir.
sevelim kalbi ve hüznü herkese olanı, içinde güzellik var.
sevelim her şeyi dirhem dirhem, aşık olabildiğimiz kadarız.

ışığın çabasını kendine gelerek ödüllendir,
artık hep karanlık demekten vazgeç.
çünkü insan bu kadar çok ölmezdi,
sadece bir kez doğacak olsaydı.

Buğra Kavukçuoğlu

Got anything to say? Go ahead and leave a comment!