Mar 8, 2012 - Defter    No Comments

her gün daha çok

boğuluyorum seni her selde
unut artık buz yalnızlığını
gözlerin kapalı dursun, uyu
nefes uzaklığımda etin solusun
onun dışında zaten varsın.

zaman geçiyor daha büyüyorsun
daha gerçek oluyorsun sesimde
oysa burada her şey küçülüyor
bürünüyor daha yalandan tatlara
ekmekler, küp şekerler örneğin
vapurda artık plastik bardakta çaylar
sigara da içirmiyor laci ceketliler
içirtmiyor birileri yaşama dairleriyle.
ölelim ya da vazgeçelim için.

sen devam ediyorsun sanat olmaya
alt metinlerinde gizlenirken aşkı.

fotoğraf saklamayı sen öğretiyorsun
canım gibi bakıyorum renklerine
saçımız, kaşımız, yüzümüz siyah
ama ırkçılık yapıyor ayrılık inat
kalplerimiz durdukyere bombalanan
özür dilenmeyen kaderimiz yazana küskün
okumayı öylesine öğreniyor halkımız
çünkü saygıyı dualarında saklar onlar
sen devam et yine de bilmeden
bana şiir yazmayı öğretmeye
adın gibi sevdiğimden kelimeleri.

bir romandan çıkmadık biz hal bu ki
bir ağıta nasıl vardık bilmiyoruz
hiç fikrimiz yok varlığımız üstüne
düşünce sahibiyiz yine de şükür ki.
kimse ayrımsamıyor yalnızlığını
her aysonu bir arada ölüyorlar
suçtan sayıyorlar sen ruhumu
utanıyorum kapşonumla öylesine
sanki gözlerim çarpışıyor
ışıklar, gürültüler, sağnaklar
tufan dediğim bu işte.
fotoğrafa bakıyor sığınmalarım
yetmezliği küçüklüğünden, plastikten
dudağıma yapışıyor hala düşlerin
tutunuyorum seni her selde
hatırla artık çiçek dalını
gözlerin kapalı dursun, uyu
nefes uzaklığımda etin solusun
onun dışında zaten varsın.

her gün daha çok.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                      2012-Moda

Got anything to say? Go ahead and leave a comment!