Browsing "Defter"
Mar 6, 2016 - Defter    No Comments

çatlayan bir

hayal anı olmadan aman
kaygı tamam zaten ölünecek
sonra sütün içindeki kurbağa
bir de güneş ve ihsan eylemeler
hiç mi duymadın çok mu anlattın
bu kapandığın musibet habercisi
yapma etme  bin kere severim

bu beyazlık bizi gölgeleyecek
bu beyazlık bizi bırakmayacak

saatim de tam şimdi bozulmuş
açık açık utansana içime
rezil olmadan ölmeyelim

ar vazgeçmiş damar can atıyor.

Ara 10, 2015 - Defter    No Comments

bu bir ipucudur

ben sosyetemi üstüme giyindim
üstüne giyildim sosyetemin
bir arada ceniniz kaşkol eldiven

her birimizin farklı rüyasıdır apaçık
öyle uzundur bazen kışsız yazsız
çimdikleme girişimleri başarılı-başarısız (ve başarı nedir?)
öyle kısa belki baharlı baharlı (ilk son ne fark eder?)
bir tek içidir bilinebilecek olan dalıştan sıçramaya
doğum mudur uyumak, şimdi önemli değildir:
ki sav sunmuşlar beklemek eziyettir
çürüttüğümdür kavuşmak bitmektir
o kaygısı yaklaşanın başka yalnızlıktan (anlatayım.)
göre göre değil de baka baka da olur
bir arada göç edenlere hele gökyüzünde
(çınarın toprağa sarılışına denk gelmiştim bir de)
beklemek süregelen rüyamızdır sanki böyle
korkmuyor muyum bitmesinden (bilinç kadar çok hem de)
geri mi ileri mi sayım hangi mekanda hiçbir fikrim yok
sosyetemin de yok ama işte birbirimize, birbirimizin
cenin, kaşkol, eldiven ve mevsimlerin tamamı
içimizdekini üşütmediğimizdir (rüyalarımız burada atar.)
bekliyoruz işte göçler, sarılmalar (ısı daha fazla ısı.)
doğum ışık mıdır soru bile değildir, şimdi önemlidir:
ki sevgi beklemenin en rüyambaçlı yoludur
kanıtladığımdır sarılmak devam etmektir.

göbekten beslendiğim günden bugüne aynı kalan kalbimle
tanrı kurumuna dilekçemdir:
bu bir şiir sayılmayabilinir.

farz ederim.

Eki 19, 2015 - Defter    No Comments

bir anneanne kızılcık

öyle bir masalmış ki bu kızılcık
haberimiz yokmuş gibi dinleriz
oysa biz kaç kere:

bir abi kardeş küçük olanı şişman suskun
büyük olanı herkesi ikna etmiş kendi sakin
ister misin ki o şişman hep aşağılansın
üstelik kimse bilmiyor ilk günden beri
bir de babaları yok abi büyütmüş maalesef
onay gören saklı bir zorbalık ama bu önemsiz
kızılcık acına kaç kere çaresizlik ekledin

bir anane kıyıya vurmuş kendini
kıyıdan denize isim çağırıyor inatla
ister misin ki o isim geçen sene boğulsun
üstelik o günden beri hergün çağırıyor
bir de üstüne anane geç kalmış o gün
anneden annesine emanet ama bu önemsiz
kızılcık acına kaç kere suçluluk ekledin

bir ihtiyar kendi halinde boğuluyor her gün
nefesi biterken kadın havlusuyla tepesinde
ister misin ki o kadın gencecik yoğrulsun
üstelik ruhunun yanı sıra eti çürüyor
bir de gören duyan bilmeyen sırf yargı
karşılıklı köleliğin aşkı ama bu önemsiz
kızılcık acına kaç kere zorundalık ekledin

bir çocuk evden kaçıyor sadece bir gece
yüzü çok güzel dualarla korunmuş sima
ister misin ki o dua bir himaye olsun
üstelik karla kaplı pis yüzü şehrin
bir de üstüne üstlük evde bir ihtiyar
gencecik kadının ilgisinde ama bu önemsiz
kızılcık acına kaç kere suskunluk ekledin

bir abi unutuyor
giriyor koluna ananenin
bir anane hatırlıyor
seviyor kardeşi göbeğinden
bir kardeş konuşuyor
anlaşıyor ihtiyarla derinden
bir ihtiyar gençleşiyor
gülümsüyor genç kadına
bir genç kadın sokağa çıkıyor
kurtarıyor çocuğu
elden ele dolaşan yürek
hepimizi güneşe çıkartıyor

güneş daha ne anlatabilir saçlarına
haberimiz yokmuş gibi dinleriz
kızılcık acına kaç kere umut ekledin

Tem 6, 2015 - Defter    No Comments

kör ama tilki

kör ama tilki etini çalmayı planlıyor
baştan sona hakkıdır devam et alsın
yarı çıplaklığa yabancılaşmış halin
bu ne bölücü düşünce aman tanrım
ama can parçalanmadan yutulursa
sıkışır pas tutar yosunlanır ve iltihap
senin  gören ve saf niyetlerin yalandır
söylemesi nasıl da engellenemez anlamın
bu halının kenarları asfalttan daha sert
şu adamın dilendiği neyi satmadığıdır
o çocuğun aklımızdan zoru vardır
kadının neden sustuğudur kusarken
çünkü anlamın cinsiyeti ve yaşı yoktur
dolanmış gerçekle nefes gibi bir ilişki
tek şeydir ağırlığından fazla gövdende
yarı kalabalık sokakta idare ederken
o çimlerde bile gelen karmaşık kaygı
kuş olsa uçamaz balık boğulur fay donar
gerçek kelimelikten çıkar ritme saplanır
zerrecik kalmaz senden çıplaklık dert olur
senin gören ve saf niyetin yoklaşır
kör ama tilki sana özgürlük anlatıyor
devam et alsın baştan sona hakkındır

Mar 6, 2015 - Defter    1 Comment

şimdiki zaman

bir renk güncellendiğinde gözlerim bozuldu
arkana baktığında senin pürüzlü gördüğün
gelecek bana körlük ve şimdiler kaybetme kaygısı
çok üzgünüm anılarım bana yüksek çözünürlük
bak bu pikseller çok ağır gel de biraz sırtımdan bak

kayboluyor gibi ama hep orada şimdiki zaman
acaba diyorum çok güvenirken kendime renklerle
renklerle mi oynuyorlar çünkü çok güveniyorum
kendim üstünde gözlerine, yalandan yana sıkıntım yok
biliyorum yarın her şeyin yenisi çıkar, bugünün önce.

bir renk cızırdamaya başladı
ben ilkini almamıştım daha
ben bu ağırlığı bozuk bozuk izledim
tarifimi bulamadım kendi yolumun

kayboldum da kayboldum
duy şimdiki zaman.

Oca 6, 2015 - Defter    No Comments

tanrının şiiri

ve başka bir uyandım beyaz mı dışarısı
biraz soyundu mu insanlar nedensiz gülebilirler
ah belki yüzlerini güler halde yaratacaktım onları
bilebilirdim ama geçti bilmemişim esirliklerini
varolmak için doğurdum bütün koşullarını 6 zamanda
6 zamanda onları ne kadar eksik yaratmışım tıpkı
tıpkı tanrımın beni tanrı kıldığı bitmezlik içinde
mutsuzlukla umudu denk kılmayacaktım, kopyalamışım
belki renkleri iyi icat ettim ve

ve başka bir uyandığım beyaz mı içerisi
hiç ölmeseler tanrılar yaratmadan olabilirler
canım belki yüzümü hiç yaratmayacaklardı benlerim
görebilirdim ya esirgemedim bakışlarımı özgürlüklerinden
yokolmak için doğruldum bütün koşullarda 6 zamanda
6 zamanda beni annemin özlemi kadar eksik aynı yerden
tıpkı insanın mağarayı tanrı kıldığı hasret içinde
renklere kodlamışlardık mutluluk ve umudu, lardık
başka bir uyudum beyaz mı dışarısı ve.

Ara 26, 2014 - Defter    No Comments

küs sabaha

rüya tek olasılık seni görmek için
canım yanmaz bu sadece böyle kalsa
belki haberim yok belki sırf dünya
sırf dünya tek olasılık diye seni görmeye
başka aşklara neden oldum ne bileyim
ne bileyim yalnızca yüzünü sevmek için
tadın çok olasılık belki belki  sonraki aşklar
için.

hatıramın belleğisin
sırtımın haçı

bulut tanık olsun ki seni günün karanlığında
yüzün güneş eminim yüzün sır gibi aklımda
yüzün erimek unutulmak bilmeyen bir vicdan
vicdan her yerimi sarmış aşk, ciğerim tanıktır ki
ritimlerim bozulur bazen nefes alırım bazen vermem
sırf unuturum devam etmek için herkesi
yüzün, güzelliği, biraz da altın uçlu saçın
ah sırf bu dünyada varsa diye korkarım
ben korktuğumda yine seni özlerim hep bellek
için.    -yüzünden- sayesinde

olasılığın üç yüzüsün
belki, ben, tekrar.

sırtımdaki rüya güneşi yerle bir ediyor.

Ara 7, 2014 - Defter    No Comments

koş koşalım

bir günaydın sayesinde kaç çiçek sulanır
şehrine hapsolmuş yine ve illa solucan
yaşam çok canlılık başka hiçbir fikrimiz yok
yanlış tahminlerin bu öldüren karmaşasında
bir günaydın kaç çocuğu sayemiz yapar

günaydın
seni seviyorum
hadi umudu havalandıralım

Ara 7, 2014 - Defter    No Comments

bu renk kendini bulacak

bir orospunun kızıyım belki biraz oğlu
sizden utanmalarım buradan su bulur
dedem bir taş bulur çocuk parkının kıyısında
tebeşir
üç beyaz üç siyah taş daha üçü bende üçü onda
parkın beton kıyısı oyun tahtası olur aklanarak
hiç bilerek yenilmez genelde yener çünkü böyle
çünkü böyle böyle, çünkü öğretilmez öğrenilir

sonra gökyüzünden bize bakanları hissettim
bu daha yüksekteki elmayı sevdirdi, uzaklaştırdı
o yıllar olan zamana dedim ki bir andı farketmediğim
bak nasıl görece çünkü yoğunluk hatırayla çarpılırdı
telaş, şüphe, ayşe, şaklaban, şiddet, şike, şart, ayyaş
bana aitti, ben dediğime bakma artık bizden bahsettiğimi
her vitrinde, her kendini koyduğun, ya da satın aldığın
her vitrinde, yani karşısında ya da içinde iken biliyorsun
ayrıca ben seni ikna edemem, dediğimde samimiydim
çünkü böyle böyle, çünkü öğretilmez öğrenilir
sert düştüğünde en kötü olasılık toprak havalanır
sen eninde sonunda toprağı havalandırıp can katarsın
deden de öyle olmadı mı? hani parkın betonunu
bak beyazı alet ediyor oyunu bir çocuğa anlatırken
gökyüzü sana bakarken nasıl kullanmasın dedeni?

bu kadar renk çarparken birbirine üç ana üç ara üçü sizde
sevme inadı
ben bir taşı hatırlarım üstü başı gökkuşağı çırılçıplak
yağmurunuzdan güneşim sadece kırılmalar bulur
ve renkleri orospular taşır, utanmak sizin azlığınız.

ben bir orospuyum çok seveceğim ardımı
belki kızım olur belki oğlum
bu renk kendini bulacak.

Kas 17, 2014 - Defter    2 Comments

bebek

şimdi bir adamı yaratmam gerekiyor
bir kadını yaratmam gerek aynı anda
şey
şeylerle doldurduklarımı tohumlamalıyım
yani bir adama ve bir kadına anlam katmalıyım
tek bedende bütün evren olandan bahsediyorum
diyorum ki  herkese anlatırken anlamalıyım
şey
yani şeylerin boşlukları öldürecek artık beni
aslında kalktığım koltuğa dönüp bakınca
orada kendimi görmemeliyim, bayılıyorum çünkü
illa göreceksem biraz yeşil atmalı göğe ya da
biraz kahverenkte salmalı ayaklarını halının diplerine
şimdi bir insan yaratmalıyım sizin sen dediğinden
bazı eli nazik yüzü kibar içi habersizin siz dediğinden
nüfus kaçsa o kadar da peygamber olabilirdi aslında
bundan vazgeçtim yoksa öldürürdüm düşümü sapmadan
bundan vazgeçtim çünkü siz derken bana çaldınız güvenimi
bundan vazgeçtim çünkü bir küçük arkadaş ailesi pek tabii
yeterince din kurabilirdi ve yaratırdı adamı kadını içimde
suç ve ceza olarak değil de sevgi ve sevgisizlik kapsamıyla
nasıl dersin içinden bak göstereyim
ölümü anlarsın
önce korkarsın, çok korkarsın
bu senin en samimi hallerindendir
bu yüzden önce herkesten sonra kendinden saklarsın
sonra kendine anlatıp sonra herkesten biraz daha saklarsın
çünkü ölmek suç ve cezanın parçasıdır, sevgi orada olamaz
yani hiçbir çiçek açmaz orada, sadece sırt görürsün burada
sevgi burada başlar, başucunda nöbet tutar senin titrek nöbetlerinde
sevgi burada etsel bir temasa geçer, dokunur tenine, duyuların şaşar
sevgi burada vazgeçtimlere başlatır, bu cenin mutluluğudur güvenden
suç yoktur, cezası olamaz geri kalanı anlayamamakla ilgilidir
anlamamak da suç değildir işte bu farkında olmaktır masumluğun
şey
demek istiyorum ki her yeni gün bir aşamadır, ilerlemek değil
öğretilmez öğrenilir, sevilmez önce sevilinir yanaklarından sıcacık
sana bir el dokunur bana da dokunmuştur ki bahsediyorum
işte şimdi o elin hiç dokunmadığı tenleri düşün, dikenli telleri
nerende ufacık bir merhamet varsa orası biraz okşanmıştır
nerende biraz nefret bak ardına orada göreceksin şeyleri
şey
şeylerle içini dolduramadığın her yanın bakınca hafif uzaktan
ama hafif olmak hem de uzaktan ne zor değil mi
işte öyle anların birinde ölmek istersin ‘yaşamak isterken delice’
beceremezsin çünkü senin doğru soruların var idarelik şimdilik
çiçek nasıl açar bilmen değiştirmez nasıl güzel olduğunu
çiçek nasıl açar bilmen değiştirmez nasıl güzel olduğunu
evet haklısın burada savaş açmışlar bütün renklere
belki senin de cevabın onlara savaş açmaktır ama konu bu değil
çünkü konu yoktur yorganı yastığı yorduğun, yorulduğun gecede
baştan sona doğurmak istediğin bir şey’in sancısıdır konu
zamansız suyu gelecektir bilirsin o yüzden tedirgin
zamansız olacaktır örneğin otobüste çığlıklar atacaksın
zamansız gelecektir bir cenazede kahkalara boğulurken
sen kendini yaşarken rezil olacaksın, hah konu budur
şey
senin kendinden çalınmanla ilgili bir ‘şey’
nefretine dahi uyum sağlarken ve çiçeğe gebe öte yandan
şimdi ne yapsan birisi yargılıyor ya uzaklardan bile hatta
çoğu zaman bu yüzden bir şey yapmıyorsun ya da aksi
o zaman birikip gelmiş tüm fikirlere yazık oluyor biliyorsun
ne yapayım deme bana soyunup çıkabiliriz bir ‘şey’ meydanına
ne yapayım deme önce beni ikna edebilirsin çırılçıplak sokağa
ne yapayım deme bu ‘şey’lerime girer çok ayıp konuşurum

şey
anlatacak başka kimsem yoktu
dinleyemiyordum kendimi sesten
şey
anladım biraz
şimdi bir adamı yaratmam gerekiyor
bir kadını yaratmam gerek aynı anda
şeylerle doldurduklarımı tohumlamalıyım.
çünkü umudumdur çiçek açacak yanım.

Sayfalar:«1234567...17»