Oca 8, 2013 - Defter    No Comments

azrail bulut ve sıradan biri daha

bir bulut inmiş dibime kadar
bir bulut gelmiş burnumun önüne
itelemek olmaz diyorum içimden
yağmak olmaz diyor bu mesafeden
nasıl dokunuyoruz birbirimize anlatamam
ne yüklüysem alıyor benden
ne yüklüyse saklıyor benden.

neden alçaldın bu kadar gözler önüne
diye geçiriyorum içimden
kafanı kaldırıp göğe baktığın mı vardı
diye geçiriyor içimden
gökyüzünü hep tahmin ederdim hayalce
çıkıp da yaşamak geçmezdi aklımdan
yıldızlarla oyunlar oynamak çok güzeldir
beyaz beyaz ve parlakça geçirdi aklımdan.

sen bulutsun ben insan
ne işimiz var bir arada
konuşurken üstelik nedenlerden
rüyaların acıya dönüştüğü sabahlarda
uykudan durdukyere mutsuzluklarda
öğlenin de kapalı geçeceğini düşünüyorken
bir bulut inmiş dibime kadar
ey bulut burnumun önünde ne işin var.

geç kalmanın ölümle ne ilgisi olabilir
yaşamak eksik kalmaktır her hızda
her coğrafyada özellikle anadoluda
plaka plaka ardışık her ilinde, iliğinde
nefes alabilmek yetenek sayılabilecekken
kafamı kaldırıp göğe bakmak kaybetmektir
çoluğun çocuğun lokmasını yaşamak uğruna.

gerçeği anlarım diyor bulut ama kabul edemem
şeklini bilmediğin mutlulukların her halini
sonsuza dek olanaksız kılıyorum senden
iyiliği düşünen ruhunu göstermediğin ruhundan
ayırıyorum diyor mavilikleri çakmaya başlıyor
işte burnunun dibinde işim budur.

ne isem alıyor benden
ne ise saklamıyor artık
bembeyaz gelmiş ölüm
son anladığım geç kalmak oluyor.

yağıyoruz gökyüzüne yeryüzünden.

Buğra Kavukçuoğlu

Got anything to say? Go ahead and leave a comment!