ben ona çok aşıktım
dedim aşık mısın bana
sustu
sustu
bu sessizlik ne kadar uzunsa
dedi o kadar çok aşığım
öptüm
öptüm
aksineydi bu sefer aşk
doğum ölümden geç geldi.
Buğra Kavukçuoğlu İstanbul-2012
ben ona çok aşıktım
dedim aşık mısın bana
sustu
sustu
bu sessizlik ne kadar uzunsa
dedi o kadar çok aşığım
öptüm
öptüm
aksineydi bu sefer aşk
doğum ölümden geç geldi.
Buğra Kavukçuoğlu İstanbul-2012
kim ekti bilmezsin
kim söktü anlamazsın
sevdiğin bir koku vardır
solu solu
kökünü bilmeden korkarsın
ben doğdum gülersin
ben öldüm susarsın
sevdiğin bir göğüs vardır
uyu uyu
kaybettin bilmeden yaşarsın
bir çiçek renge küserken
su bitti
daha yaşayamazsın.
Buğra Kavukçuoğlu Gökçeada-2012
o oynuyor
biz severiz oysa dans etmeyi
onlar hala öldürüyor
biz severiz oysa yaşamayı
nefret cehaletin gücüydü
böyle kin görmedik
kendinden utanan birini hiç
özgür ve yüzsüz bu kadar
sırf korkudan susanlarla
kusamadık bedenim kusra kalma
oysa biz severdik hep doğmayı
o koşuyor
biz severiz oysa emek vermeyi
onlar hala tutukluyor
biz severiz oysa boyamayı
kimse bahsedemedi gelecekten
böyle güç görmedik
her yeni gün bir kabulleniş
son isteği olmayan idam mahkumları
esir ve umutsuz bu kadar
saklanamadık onca yıl
yersizlikten.
o arıyor
biz severiz oysa doğmak üzere
toprağa saklanmayı
onlar aşkı bilmezlerdi
biz bunu bilirdik
biraya gelsek eylemdi aşk
biz öpmeyi bilirdik.
kimse farketmedi iki kişi olduğumuzu
öyle sarılmıştık o gün
özgürlük doğurmaya.
Buğra Kavukçuoğlu 2012-gökçeada
sabaha doğru yazın ortası
çok kuş sesi var, herkes uyuyor
pencere açık, çok az esmekte
ben sırtını sıvazlıyorum
sakin, ağırdan, kıymet bilerek
uyursak bir lokmada biter yol öncesi
tüm dakikalar henüz sevişeceğimiz
ardından sabahlar olacak
geçecek seni beklerken
soğuk, ağırdan, sabırsız
ama güneş batmayı da bilir doğmayı da
daha çıplak çok zaman olacak
sırtını çok seviyorum.
sabaha doğru herhangi mevsim
sesin olacak, uyumayacağız
perde salınacak içeri içeri
ben yüzüne bakacağım
sakin, ağırdan, kıymet bilerek
bütün gündüzler geceler bizimse de
seni aklıma aldığım kadarı kardır canıma
ardından sabahlar olacak
hep yan yana uyanılan
sıcak, hareketli, aydınlık
kavuşmak bilir kucakların telaşını
daha sarılacak bir ömür olacak
yüzünü çok seviyorum.
Buğra Kavukçuoğlu
anlatmak zorunda kalana kadar insan
gürültü devam edecek 9dan 6ya yırtarak
genlerini; tutsaklaşmış, susmuş, donuk.
bir tek gerçek kalmayana dek saracak
üstüne içine yüzüne işlemiş yalanlar
serası olacak sığınmaların ,sevgilerin
hızla tükenecek nesli umutçuların
-onlar baş edemez yalnızlıkla.
anlatmak zorunda kalana kadar insan
birlikte zaman geçirilmesi gereken her eski
zamandan arkadaş,
zamandan aşk,
zamandan velet;
bekleyecek 6dan 9a gece çökerek
sıkkın intiharlar sitelerin eteklerinde
taze mezarlıklara atlayacaklar
büyükşehirlerde.
anlatmak zorunda kalana kadar insan
hep hapisler olacak, hep duvarlar değişecek
oysa dürüstçe severdik, boyardık onları
yıksalardı baştan umut ederdik
mutsuzlar çoğaldıkça işimiz zorlaşacak
ama güneş de rüzgar da bizim şimdilik
soluk varken harcayalım, boynumun ol
çünkü anlatmak zorunda kalacak insan
belki yine yalan söyleyecek
belki yine susacak.
Buğra Kavukçuoğlu Ortaköy-2012
öylece esiyordu beyaza
sen tedirgin oldun
buz yüzünde felç korkusu
daha iyi bilmeliydin rüzgarı
duruldun merak oldun
yüzde az olasılıktı tesadüf
sadece bakıyordu gözlerine
ölümden sonra da yaşatır seni
bu binlerce ruhlu bakışı.
kış kokuyordu huzurluca
ilk baharlarını hatırladın
düşler bağladı mevsimleri
artık bağırıyordun tepeye
sonra hızlandı dudaklarınız
bütün tenlerde mutluluk izi
öylece esiyordu beyaza
sen doğmak istedin
çığ oldu
aşk oldu.
kimse kurtarmaya cesaret edemedi.
Buğra Kavukçuoğlu Ortaköy-2012
duygusal insanları severdik
kaldırım kenarında bir avuca
bozuk para bırakan elleri
bir akşamını kurtarmak duanın.
duygusal adamları severdik
kadının ucunda bir dirhem aşka
tüm hayatı bırakan elleri
bir sabahını kurtarmak dilencinin.
duygusal kadınları severdik
yaşamı acı-tatlı öğreten çocuğa
ve adam eden şefkatelleri
bir yarınını kurtarmak aşığın.
beni, seni
bizi, sizi
bir gün bir anda
duygusal herkesi boğdu polis
sevemedik.
bir dilenci
bir aşık
bir çocuk öldüler, temelli.
Buğra Kavukçuoğlu Ortaköy-2012
cebimde hiç geçmiş kalmadı
hiç sevmedin varsayalım onu
hatta hiç tanımadın, hiç doğmadı o
yine de özlerdin.
zamanı gelmiş akşamüstleri
güneşin batmakta direttiğinin
zamanı gelmiş erken rakıların
boğazın kızıla nispet etmesinin.
işte böylesin beyaz örtülü bir masada
işte böyledir şehrin de hafif ısındığında
hiç sevmedin varsayalım
hatta hiç aşık olmadın, hiç doğmadın
yine de ağlardın.
uykusunu almış mavi bir sabah
radyoda ne çalsa beğeneceksin
kimse ölmemiş dün gece
kimse vazgeçmemiş direnmekten
ilerleyeceksin bu yoldan
bir kuytuluk bulacaksın vapurda
devletin olmadığı yerlerde
mübahtır hala tütün sarmak, içmek
yirmi dakikada yirmi bin düş kuracaksın
sabah daha bir mavileşecek
uçlarında beyazlarla, umut edeceksin.
yine baharsın denize kıyın var
yine bahardır inancını arttıran
hiç özgür olmadın varsayalım
hatta hiç solumadın, hiç açmadın.
yine de koşardın.
canım baharda kokusuyla boğazın
kızılın şerefine beyazı vuruyorsunuz
onun ezberinde iki başına yürümek
okuyacak birazdan, yudumlanıyorsun
sabah iş kaygısı yok akıllarınızda
nasıl olsa vapurda o tütün saracak,
sen içeceksin, çay sevdiğinizden
umut edeceksiniz sonra.
hiç sevmedin varsayalım onu
hatta hiç tanımadın, hiç doğmadı o
yine de özlerdin.
Buğra Kavukçuoğlu Ortaköy-2012
uzadıkça uçlarına ışıyor saçların
gitgide ellerim ısınıyor demektir.
bütün denizlerin birleştiği yerde;
bambaşka bir sabun göğsünde kokusu,
havadan daha güzel ilk kez bir şey,
soludukça mutlu oluyorum demektir.
kımıldanışların suyu anımsatıyor,
serin rüyalar görüyorum senli benli,
uzanmış tembel tembel sarmaş dolaş,
uyukluyoruz arada birbirimizi sevmelerle,
uyanmıyorsam aşk var demektir.
Buğra Kavukçuoğlu ortakoy-2012