Archive from Mayıs, 2013
May 25, 2013 - Defter    No Comments

bu ölümlerin bir bildiği var

ne kadar sevgilin olduysa bugüne kadar
hepsi sendin ilkbaharda
çocuğum henüz aşık olmadın
yoksa sana çocuk denir mi.

orada bütün gece eğlenen herkesin
sigarasını yaktı bir çocuk beklentisiz
yaşın yasağı, hep sevmek olmasın artık
oluruna olmazına bakmadan illegaldir aşk.

denmez hiçbir hoşgeldin yerinde
ama her yersiz hoşçakal sarfedilir
bir araçta onlarca kilometre düz vites
çocuk giderken hem de sürücü koltuğunda.

bu kazaların alkolle ilgisi yok
üflettiler her yaprakları sonbaharda
sarı ölümü çağrıştırdı çocuğa
ne kadar yeşil varsa sarıldı.
çocuk çocuk diyip pek bir sevdiler
okşayıp koklamalar, gereksiz okşamalar
bu ölümlerin bir bildiği var
ne kadar sevgilin olduysa bugüne kadar
May 25, 2013 - Defter    No Comments

ben bir şey çalmadım

bir sabah güzelliğini çaldılar koynundan
hiç bu denli ilişkin olmamış olan duvarlarda
bıraktı tüm aynalarını hırsızcağızın
hatta o da astı birkaç tane -acımadığından
kendi evinde körebe kaldın kimsesiz

sen gerçeklerden uzak bile duramazsın.

yüzün böylesine çirkin sokağa çıktın
hah şimdi eşit oldun yaşadığın ülkenin soyuyla
kimse kendine ve sana bakmıyordu, gücendin
yargılamalar bir başlasa oysa; hiçbir tomurcuk,
aşktan yaratılmış olan, öldürülemeyecekti.

sen yürekli olmayı başkalarına bırakıyorsun.

yeni sevişmelerinden ikna olmamışsın
eve dönüyorsun – dün, geçen hafta, bir ömrün- gibi
ama Bugün dayanamıyor göz kapaklarını parçalıyor
gördüğün çirkinliğe dayanabilecek biri değilsin
hiç bu denli ilişkin olmamış olan duvarlarda.

sen çirkinlikle bile yanlış yüzleşiyorsun.

senin güzelliğini çalmadılar sevgilim
sadece ben gözlerimi kapadım.

Buğra Kavukçuoğlu

May 19, 2013 - Defter    No Comments

hep bir yanımız olsun istemiştim

böylesine yanyana yaşamak ölümle
her yeri kaygı ve mücadele şehrin
aşka nasıl zaman ayrılır acıdan
oysa ben
bir kişiyi sevip sadece kalabilirim
devam etmek günlere ardı ardına
iki kişinin emin yürüyüşünde
sabahları sarhoş olmaktan vazgeçebilirim
ve uyandığımda ağzım öpücük kokar
yanyanalığım yaşamaya yakın durur

tanışmalardan ziyade anlatılası ayrılıklar
geçirmiş kalbinden bir beden ile
geçirmek geceyi hem de her gün bir yenisi
hep daha uzunu güneşler çoğalsa dahi

şimdi
ay düşüyor bir tutanı olsa keşke
böylesine gecelerde kapkaranlık
bazen nefes almayı ihmal ediyorum.

Buğra Kavukçuoğlu

May 8, 2013 - Defter    No Comments

şahıstan yola çıkmalar

ben bir saç tokasıyım
bileğinde yeter sebep bulan
nefes alabilse keşke insanlar.

sen ikiden geriye kalansın
yüzünde kanamaktan bir renk
kurtarabilse keşke vedalar.

o bir duanın başlangıcı
dileğinde hep mutsuzluk var
yaşatabilse keşke eşyalar.

biz iki süvarinin atıyız
kumlarda bitmeyenlik var
vazgeçseler keşke yolculuktan.

siz bir saç telisiniz
dağınık yaşamaktan hoşnut
dökülmese keşke düzensizlik

onlar
onlar pezevengin evladı
doğmasa keşke nefes alamayanlar.

May 7, 2013 - Defter    No Comments

bir ayrılık şiiri seç, sessizce oku benim için

kim kimsenin değil ama
rüyanda bunu bilemezsin
çapakların nemi bundandır

kalpaltından geçenler; inkarı
olası olmayan acının özütüdür
gün gibi ortada
gece gibi sinsi
ses titrer, ışık da, zaman da
acınası değil kaçınılmaz
ısı gider gölgesi kalır ve
soğuktur

hiçbir şey unutulmaz
yerini yarına bırakır belki
yoksa zaten birikemezdik
şimdi göğü delen yaşamlarla
yani dünyalar güzelim
hızla geçinelim günlerle
tanışıklığımızın öncesinden de
daha iyi ve sağlıklı olacağız

kimse kimin değil yine de
birbirinin kalır herkes biraz
ölümsüzlüğün adı bundandır.

pişmanlık içini yanlış
duymaktandır
her ayrılık geçtir
bugünden bakınca.

May 6, 2013 - Defter    No Comments

bu gün de dönmeyelim hiçbir eve

birkaç sayfa sürdü farketmesi

nefsin üstünde durmak manasızdı
yaşatabilmek sarhoşluğunu güzelce
alıp verdiğin önemsiz -bilerek
hayaline hayalime bakmadan
zaman sürerken düşükurmak
gerçek parçası olarak arzunun
içeriği yansıtılan değil- anlayarak

birkaç emek sürdü sisi bölmesi

sen kendini sevmiyorsun
biz sana hergün aşık oluyoruz
oysa diken tarlalarında kanamayan
terlemeyen yerimiz kalmayana dek
umutlaşmıştık toprakta göğün tadı
acı gerekli ve önemsiz – deneyimleyerek
bu ağaç dar çabuk ormana gidelim
birkaç adam sürdü gelivermesi
birkaç kadın sürdü doğabilmesi
bir caninin kulları olmaktansa
itaati yok edelim sözlüklerden
huzur göğsünde mırlasın yeter
çok azdan çok fazla mutlu olursun
kendiliğinden güneş gibi – ısıtarak
sancıya göz yum bebek seni
mucizelerle donatacak.
yaşamak turuncu
bayağı
bildiğin
turuncu
bugün de dönmeyelim hiçbir eve.