Archive from Kasım, 2012
Kas 19, 2012 - Defter    No Comments

aşk berekettir

(İrem Mercül’e)

biri üç renkti biri dört renk
çünkü mavi hep fark yaratır
bir fazlamız aşk olsun
yeter ki anne gücenmesin.

Umay birleşmemizi bekler
tek tek seçtiği doğumlarından
savaşan oğullarını azarlayacak
yeter ki kızları daha ölmesin.

Umay yağmuru değil
ardındaki güneşi bekler
mucizeler yol olsun ayaklarına
biz hemen yedi olalım gelebilsin.

sen bir kuğudan bahsetmiştin
bak bu beyaz at da benim
hediye düşlerimize koruyucumuzdan
cennetin bahçesi bir ömür bizim
bir ömür yasaksız düşümüzün kalsın diye.

ne umarsak aşktan
ne umarsak gökten
biz üç-dört renk
göğün kuşağı bizden.

Kas 18, 2012 - Defter    No Comments

öğreti

durdukyere boğulmuyoruz
gücümüzün yettiği kadar gevşetsek de gri kravatlarımızı
geçmeyecek yüzümüzün soluşu, film olacak şeritsel pişmanlıklarımız
dilimizin altında da nefret ya da ezilmişlikler varken
haplarla kanımıza karışmayacak daha fazla ikna edici yalan
terkedelim ait olmadıklarımızı, bir kalpten geliyoruz sadece.
terkedelim arkadaş sıfatında her yalancıyı, onlarla eşit olamıyoruz.
terkedelim aklı ve düşü yararda olanı, bizde karşılıksızlık var.
terkedelim; o gri kravatlarımızı, dayanabildiğimiz kadarız.

güzel bir kaderimiz var doğduğumuz günden
belki öncesinde de.
şimdi bütün bu binaları siyah yaptıklarına bakma
gökyüzünden, denizden, ormandan alamazlar bizi
yaşama olan güzel inadımızı, aşkla ilgili şeyleri
maviyi, daha maviyi, yeşili görmesinler
kalp kötüyse bir kere gözlere perdedir aldırma
biz uğrunda çalıştıkça yerli yerinde kalır
özgürlük, daha özgürlük, aşk.

sonsuz bir hayalimiz var birikerek başından
kesin sonrasında da.
şimdi yolumuzu renksizce boşverdiklerine bakma
peygamberden, şairden, heykelden alıkoyamazlar
erdeme olan çabamızı, insanla ilgili şeyleri
inanmayı, okumayı, yerine koymayı bilmesinler
evrim bir kere başlamışsa durdurulamaz korkma
onlar öfkelendikçe çığlaşır da ilerler
sevgi, daha sevgi, biraradalık.

sustuklarımızdan utanıyoruz
o zaman umudumuz var, ekmemiz gereken dirhem dirhem
yeşerecek sabaha bakışımız, müzik olacak asla geç olmayan
düşümüzün altında sonsuz bir hayaliz, öyle kalacağız güvenerek
bir çocuğu yaşından, adamı kollarından ve kadını kasıklarından değil
sevelim bizi burada kılan nedeni, nefesle ilgili olsun olmasın.
sevelim acıya tanık olduğunda ağlayanı, gözyaşı akıldan değerlidir.
sevelim kalbi ve hüznü herkese olanı, içinde güzellik var.
sevelim her şeyi dirhem dirhem, aşık olabildiğimiz kadarız.

ışığın çabasını kendine gelerek ödüllendir,
artık hep karanlık demekten vazgeç.
çünkü insan bu kadar çok ölmezdi,
sadece bir kez doğacak olsaydı.

Buğra Kavukçuoğlu