nasılsını öyle sesini duymak için dedim
Ay: Ekim 2012
aşk intihara eğilimli ölümsüzlük
aşk intihara girişti
kendime bir şey ayırmadım
bıraktım yanında gömülsün
çünkü karşıtlık adamla kadından doğdu
ve mücevher toprağa yakıştı.
aşk, geçmişe silahlanarak döndüğümüzden
bir sondu yanlış yöne gitmiş yarına
sevgimize hiç güvenmedi
üstümüzde huzursuz durdu
kurgusu bozulmuş onca hikayeydi
sanki devam etti küskün duygularla
bulduğu her boynu ürperterek
ellbette gerekli bir varoluştaydı
ben diye başlayan cümleleri silmek için geldi aşk
öğrettiğinde çok geç, öğrendiğimizde çoktan gitmiş
biz ölmüşüz,
biz devam ediyoruz aynı.
aşk intihara girişti
bıraktın ki bir çoğumuz ölsün
hayallerimiz hep yer değiştirsin
aşkın eksik olacağı hazlara
bu neyin acelesi makyajını tazeleyip
bir başkalığa geç kalmak mı.
aşk intihara girişti
bıraktım ki her anı ölsün
kendimi dahi ayırmadım
dolunayın gitmesi gibi dileklerimle beraber
maviyi boyadım ona lacivert diyene dek
gamzelerim nerdeydi bulamazsın şimdi.
aşk intihara girişti
binlerce ceset vardı
çoğu adam çoğu kadın hepsi çocuk
sen, ben, anılar ve lakaplarımız
yavaş yavaş kahverengi oldular
görülmedi böyle bir merasim
aşk tek ölmeyendi.
Buğra Kavukçuoğlu
senin canın gökyüzü
oysa müzik buradan çok uzakta ve gürültü dayanabileceğimizden fazla
bugün sokakta eli kolu bağlı yürüyorsak, sesimiz titrek çıkıyorsa
dün uyum sağlatılmışız ezbere korkuya, hem de bunu bir çocuğa yapmışlar
ne olduğunu anlamadığımız bir mutsuzluklayız, aslında hepsini biliyoruz
müzik olmadan söyleyemiyoruz sadece, duyamıyoruz insana dair gelişmeleri
küfrediyorlar dolu gözlerle karşılık veriyoruz, devam ediyorlar şaşırıyoruz
kanatlarımızı gökte kesmeye çalışıyorlar, siyaha yakında durmak cinayetten fazlası.
sen iyi ki beni kıramıyorsun
sadece havada samimi olabiliyoruz, sadece havada sevişebiliyoruz
bazen bir cümleyle dökülüyoruz özümüzü,
bazen bir saç teliyle dökülüyorsun omzumuzu
hep bu denli sıcak kalabilme isteği huzur dediğimiz
hayalini sevdiğimiz hiç yalansız temaslar, katıksız dokunuşlardan
bir sabah uyanıp doğru söylemekle de başlayabilirdik
ama en basit çözüm kişiliğimizde artık çok geçti
yani az gülerek başka yalanlarla idare edebilmeye mecburduk
bu yüzden melodilere bürünmüş öğütler saçıyoruz, anlayanlar oluyor ellerini açmış
başka düşe, başka dile gerek yok akıl varsa her iyi düşünce zaten duadır
ve gürültü belki itiraflardan oluşur beyaz kaoslarda gülmeye başlarız
buruşturup atarsak haz dolu tüm kötülüğü toprak yine yüz verir bize
bulurlar onlar da bizi kırmamayı, kimsenin kırılmadığı bir gökyüzünü
caddeler de bile bağırırız o zaman hafifliğin, bireyselliğin adını
güzel bir bütünlüğün parçası olmaya hızla alışırız.
gökyüzünde bir buluşsak
yeteriz hep bize.
Buğra Kavukçuoğlu
insan doğruyla baş edemedi
insan renksizlikle baş edemedi
doğmakla ölmek sıradanlığına
çiçekler ekti
dinler buldu
ışıklar yaktı
renk dayanamadı insandan kalanla
ölümün sürekli kökünde bitmesine
soldu
vazgeçildi
söndü.
.ben bir tek savaşlarda gördüm
daha az kaybedenin kazandığını.
insan doğruyla baş edemedi
karşılıksız bir şey çıkmamış ağzından
ne varsa nefrete yakışmayacak
çiçekler dinler ışıklar kusarak iştahla
yaşamdan bir şey bırakmadı geriye
dolanıyor şimdilerde
umdu
vazgeçti
yaktı.
.ben bir tek dünyada gördüm
ölünce kaybedecek bir şeyi olmayanı.