Archive from Nisan, 2012
Nis 18, 2012 - Defter    No Comments

ismimden yüzüne bakınmak

cebimde hiç geçmiş kalmadı

bugünü boyaman gerek
yarını zaten seninle kurmuştum.
güzeldin sevdiğimde
güzelsin; seviyorum
güzel kal bana.
ismimde yüzüne bakınırken
yaşamak en çok dudaklarında
göğsünde doğmak gibisi
özellikle ellerin seslendiğim.
bir sevmişsin sonra
bir de ne göresin
hep seviyorum seni
güzel kalirim yaninda.
geçmişim senlendikçe tenime;
elin, -seslendikçe
yüzün, -bakındıkça
göğsün, ama en çok dudakların
-yaşadıkça.
bak bu yaptığın en sevdiğim,
bugünü her renge boyamak.
biz hep seviyoruz düşleri.
içimde hiç ölüm kalmadı.
Buğra Kavukçuoğlu                                                        Ortakoy-2012
Nis 13, 2012 - Defter    No Comments

umut bir aradalıktır

hiç sevmedin varsayalım onu
hatta hiç tanımadın, hiç doğmadı o
yine de özlerdin.

zamanı gelmiş akşamüstleri
güneşin batmakta direttiğinin
zamanı gelmiş erken rakıların
boğazın kızıla nispet etmesinin.

işte böylesin beyaz örtülü bir masada
işte böyledir şehrin de hafif ısındığında
hiç sevmedin varsayalım
hatta hiç aşık olmadın, hiç doğmadın
yine de ağlardın.

uykusunu almış mavi bir sabah
radyoda ne çalsa beğeneceksin
kimse ölmemiş dün gece
kimse vazgeçmemiş direnmekten
ilerleyeceksin bu yoldan
bir kuytuluk bulacaksın vapurda
devletin olmadığı yerlerde
mübahtır hala tütün sarmak, içmek
yirmi dakikada yirmi bin düş kuracaksın
sabah daha bir mavileşecek
uçlarında beyazlarla, umut edeceksin.

yine baharsın denize kıyın var
yine bahardır inancını arttıran
hiç özgür olmadın varsayalım
hatta hiç solumadın, hiç açmadın.
yine de koşardın.

canım baharda kokusuyla boğazın
kızılın şerefine beyazı vuruyorsunuz
onun ezberinde iki başına yürümek
okuyacak birazdan, yudumlanıyorsun
sabah iş kaygısı yok akıllarınızda
nasıl olsa vapurda o tütün saracak,
sen içeceksin, çay sevdiğinizden
umut edeceksiniz sonra.

hiç sevmedin varsayalım onu
hatta hiç tanımadın, hiç doğmadı o
yine de özlerdin.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                   Ortaköy-2012

Nis 11, 2012 - Defter    No Comments

aşk cennetin bahçesidir

uzadıkça uçlarına ışıyor saçların
gitgide ellerim ısınıyor demektir.
bütün denizlerin birleştiği yerde;
bambaşka bir sabun göğsünde kokusu,
havadan daha güzel ilk kez bir şey,
soludukça mutlu oluyorum demektir.
kımıldanışların suyu anımsatıyor,
serin rüyalar görüyorum senli benli,
uzanmış tembel tembel sarmaş dolaş,
uyukluyoruz arada birbirimizi sevmelerle,
uyanmıyorsam aşk var demektir.

Buğra Kavukçuoğlu                                                ortakoy-2012

Nis 11, 2012 - Defter    No Comments

sen uyan

daha önce de sevmiştin bu şarkıyı
daha önce de gitmiştin.

hadi ağlamayı bırakalım
susmayı, duraksamayı hatta tebessümü
bırakalım emin olmayan her şeyi
kanamalarımız kadar kırmızı olsun
bu sefere giden umut piyadeleri
çok söylediğimiz şarkılarla dönsünler
hep sevmiştik şarkıları
daha önce de sarılmıştık.

sen büyümeyen güzelliksin
aynı fotoğrafsın hep görmeyeli
yaramaz gülüşlerin orada saklanmış
ayrılıkta da ayrı kurmadım hallerimizi
ben yazıyorsam sen okuyorsundur
yüzünde benim ifademle
beni anlayıp sen yağıyorsundur
hadi ağlamayı bırakalım.

sen uyan yanımda en güzel
sabahı en taze hissettiren
inanarak bitmeyecek aşkımızı
gidiverir zaman mutluca geceye
soyunurum sadece yazdan
yüzümde senin uykunla
bize ait bir düş görürken
hadi ağlamayı bırakalım.

daha önce de sevmiştin bu şarkıyı
daha önce de gelmiştin.

                                                                                      Ortakoy-2012

Nis 4, 2012 - Defter    No Comments

özlenen bir aradalıktır

ne evlerdi yaşadıklarımız hepsi
dökülürdü ya ödenmezdi suyu
ya zemin kattaydık elektriksiz.
gelirdi üst komşu albay dede
o sevişmeleri şikayet ederdi
huzursuz gecelerinden yakınarak.
çok evlerdi dönemlerin başı sonu
doğrusu güzel sevişirdik
örneğin kapı tam kapanmazdı
korkulan sokağın gece halinde
biz zaten yalnız kalamazdık.

çok büyüktü kimi zengindi birden
sonradan sarışın semtlerin
hafifmeşrep kabulcü caddesinde
bizim de kaybolacağımız elbet
kirası bile çok maaş olan evde
sevemediğim bir yasak duvarda
olduğu yerden saat hatırlatırdı
ne kadardır sevişmedik tik tak
anlatırdı geniş koridorunda ev
yalnızlığı büyüten sadece.

ne sokaklardı sabahlara kadar
yolları baharda yeşillenirdi
çünkü asfalta bulaşmadı Arnavutlar
su hiç basmadı zemin katımızı
zaten henüz çiselese soyunurduk
sivil gezerdik onca sarhoşlukla
sesimizin güzel olduğu çok çıktığı
yuvarladığımız sözlerle şarkılarda.
bazı akşamlar polis hiç yoktu
çalardık dudaklarımızı özgürce
ah bir de doyabilseydik buna
biz hiç korkmazdık.

caddeler öyle genişledi ki birden
vitrinlere sığındı yalnızlık insanı
takvime bakınca bahar geldi diyorduk
bu binalar ne kadar gölge şimdi
ya aşkı kaybetmeye çıkmışlar
ya bulmamakla uğraş içindeler
güneşi; korktukları sokaklara terkeden
hırslı rüyalarını gerçekleştiren mutsuzlar.

ne hayatlardı öldürülen günbegün
biz yaşadık evlerini, sokaklarını
seviştik hepsinde bağırarak, susarak
kilerde saklanan mutluluklar yarattık
bugünleri bile bile, durmadan yaşadık.
özlemesi dahi yetiyorsa şimdiden yarına
sen sadece gittin
kimseyi öldürmeden.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                            Ortaköy-2012