Archive from Nisan, 2014
Nis 20, 2014 - Defter    No Comments

uykuluk

bildiğin kaç tartışma
gördüğün kaç kişiyim
sevgilim allah aşkına
teninde çok kişiyim

bir iskelede kaç defa
istemsiz göz kasıyım
soruyorum tanrı adına
söndüğün kaç ışığım

haberim yok sığındığın
kaç gecenin mağlubuyum
kaç defa defa taşındığın
bu evin yolcusuyum

sen hangi sanatın geri dönmeyen
başucusun?

Nis 20, 2014 - Defter    No Comments

şimdilik

yalnızlık sancısı
yaşadığının tanıkları olmaması ile
-benden sıyrılma gerekliliği-

ya da

kendi tanıklığının
zihninde bir yere varmaması ile
-benden sıyrılma gerekliliği-

açıklanabilirken açıklanamaz
devirdir, çünkü beyin ovaldir
bir ucu bir ucunla birleşir.

,bir orospunun bacaklarını düşün şimdilik
gerilmiş bilekten taa baldıra dik duruşu ile
-eteği sıyırma gereksizliği-
topuktan,

haz bir şeyi açıkladığından değil
apaçık olanı has sakladığından

şimdilik gerçek bu kadar
gerçek bu yeterli yarınlık

mutlağı oyalamak
keyifli oluyor
yarınlık.

kimse öleceğiz diye
hemen ölmüyor

şimdilik.

Nis 7, 2014 - Defter    No Comments

Bahşiş Mevzuu

    Karşılıklı düşüncülerin dile vurulmadan; tıpkı yazısız kanunlarda olduğu gibi etkili ancak yoruma; dolayısıyla şüpheye dayalı olduğu ve bu yüzden genellik niteliği taşıyabilen bir örneklem olduğu için bundan bahsetme gereği duydum. Şimdi bu uzun ve süslü cümleyi geride bırakıcak olursak rahat rahat anlaşabiliriz.
   Bahşişi veren tarafın kurgularıyla başlıyorum. Herhangi bir gittiğimiz yerde hizmet karşılığı verilen garsoniyeden ziyade ayağımıza gelen hizmetlerden bahsedeceğim. Yani denk getirip bahşişi hesaplamaksızın sessizliğimizi koruduğumuz ya da içip içip içip – ij ij ij- coşup kardeşime helal olsun şovlarından ziyade bu ayağa -evlere- servis üstünde duracağım.
  Gerilim! Neden gerilim yaratır böyle bir şey?  Örneğin sipariş tam 20 TL tutarında olduğunda ve cebimizde de 2 adet 20 TL varken -bak okuduğunda farkettin sıkıntıyı- gerilim başlar. Çoğu zaman siparşimizi 17-18 TL civarında vermeye çalışırız. Bu 20’likten de 2 Tl kendine al diyemezsin. Aldığın hizmetin bedelini ödesen kim kızacak sana, kim yüzünü kızartacak oysa ki. Sen. Neden sen? Çünkü bahşiş vermek kendi başına öğrenebildiğin bir şey değildir. O güne kadar büyüdün yerde, kapıya gelen her tüpçü, her sucu, her sütçü hizmetinin karşılığı dışında -tüpçünün tüp,sütçünün süt dışındaki hizmetleri bizi ilgilendirmez ki onlar ücrete tabii değildir- çevren tarafından bahşişle ödüllendirilmiştir. Ödüllendirmektir bu kişinin kendinde gördüğü güçten doğan. Hergün görmüşsündür bunu, çünkü hiçbiri aynı anda bitmez ve her yeni gün yenisi gelir. Nasıl ki hergün pastırma yer bazıları, bu hergün çevresi yediğindendir yoksa bulamazsın Afgan bir pastırma sevici. Bazen annenin eli bulaşıklıdır ve sen çıkarsın kapıya, sana tembih edilen 3 Lirası da bahşiştir. Günü gelir artık kendi siparişlerini verirsin. Burada yaşadığın çelişki kendi kararınla öğrendiğin arasında gidip gelmektir. Korkuyor, geriliyor insan.  -şiilik burada başlar.- Bu korku, iş tercihinden taa eş tercihine kadar aynı kaynaklıdır kanımca. İçinde vicdan barındırır. Belki temeli ben gidip alamaz mıydım bu tüpü, şu tavuk döneri -oracıkta gmersin gerçi gitmişken- olabilir. Çok zorlanıyorsan git al zaten sorun budur. Ama şunu ihmal etmemek lazım. Hepimiz karşımızdaki yerine düşünüp davranışımız sonucu kendimizi karşımızdakinin yerine koyup yargılarız. -Evet, empati hepimizde doğuştan vardır. Sadece (only you) gerilime anlam veremeyenler yoksun sanarlar kendilerini.-  Biliriz ki çalışan, maaşını hesaplarken üstüne aldığı bahşişleri ortalama bir sayıyla çarpıp hesaplarlar. Bu hesabı bozma tehliken seni germektedir. Açık olmak gerekirse küfür yemekten korkarız ama yüzümüze değil -ben daha bu kadar delikanlısını, kibar olmayanını ya da erdemini bozanını görmedim en azından- içinden sövmesinden. Yani bize öğretileni; iyilikle içimizden geleni; yani kötü ve iyi ayrımının makas kısmını yaşarız. Çünkü: Nasılsın? İşler nasıl? Naptın yavrum meseleleri? demekten yoksun ve iyiliğin sadece fazladan parayla sağlanabildiğini sanan insanlarızdır. İletişim yoksunluğumuz tam da kaygıların temelidir bu noktada. Biz nasılızdır o an mühim sanılanı.

  Bahşiş bekleyen ya da alacak olan taraftan devam edeyim. Beklenti yazdığım gibi ortalama bir maaş hesabının tutarlı olmasından kaynaklanbilinir. Ama hesap yapılırken bütün yukarıda yazdığım göz önünde bulundurulur ve zaten yarı yarıya bir kayıpla hesaplanır. Çünkü maaşın tam hesaplanabilmesi ay sonunda çok hayati bir rol oynayabilir. – Evkur 8 Cevapsız Çağrı- Şunu atlamak en salakçası olur, aynı kişi hergün bahşiş de vermektedir. Avantası çift psikolojidir ama bu dezavanataj olarak da yansır. Şöyle ki bahşiş alırken utanan, gerilen olur. Çünkü komşuluğa gittiklerinde istememek, teşekkür edip reddetmek üzre eğitilmişlerdir. Ailerinin rezil olmama halinde önemli rol teşkil ettiklerinden. Çünkü ülkelerinde görgüsüzlüğün tanımı çok oturmamıştır. Baba yeni aldıkları televizyonu anlatırken, canı çikolata çeken çocuğun bir tane daha istemesi görgüsüzlüktür. – Çocukken kibarlıktan yaşlıyken şekerden yasakla sonra neden serotonin yetişkinlerde patlama yaşar diye sor, oldu paşam.-  Çoğu zaman bahşiş verenin kendini ne kadar zor duruma düşürdüğünü bilir ve bu onu iki kat gerer. İşini yapmak sanki ekstra paraya yağ yakıyor havasında yaratılan nemi hemen kaparlar. İyilik hakedilmez, iyilik bahşedilmez bilirler. İşini iyi yapmak bak bahşiş istiyor lafına gelebilir, gelir de zaten bütün bu çevrede. Ben ikinci 20 TL’likten alacağım bahşişi reddetmiştim sırf zahmetinden. Sen paranın üstüne ayarlarken karşındakini bildiğin gereksiz nedenlerden ezilip büzülmesinden.

 Kısa bir sorun özetiydi bu yüksek olasılıkla çoğu noktası ihmal edilen. Şimdi iki tarafı kıyasla yok efendim diyalektik -diyalektik kelimesini okuyan soğumasın diye aşağılıyorum açıkça- bir niyetim yok.
Sorun senin benim iyilik sınavımız.
Bahşiş’in kelime anlamıyla bitireceğim ki bunu terstir Türkçe derslerinde öğrendiğin kompozisyon kuralına. Tanımla başların hatırla.

Bahşiş: Lütfedilen, iyilik olarak görülen.

Şimdi bir daha tanımla.

Nis 4, 2014 - Defter    No Comments

öteberi

öte sarhoşluk
öte yalın hal
öte uykular

berisi sen değilsin
berisi ıslak düşler
berisi kamyonlar

devrilmeler.

öyle göte bülbül öte.