Archive from Ağustos, 2011
Ağu 29, 2011 - Defter    No Comments

dokunma ölürüm

ben bir aşık oldum
saçlarım düşle kıvrıldı,
tenim bağımlılığa şaşırdı,
gövdemde çiçek gülümsedi.
ben bir aşık oldum
yaşamın üstüne düştüm,
güneşi uyandırdım gün için
boy verdik ışığa karanlıktan.

sonra,
ben bir aşık oldum
saçlarım siyah ağladı
etimde yalnızlık sönükleri
fikrim uyanmaza kapıldı
özlemin yokuşunu tırmandım
ay içirdi kendini gece için
üstüme mayınlar döşedim.

dokunamadılar canıma,
bir ben aşık oldum.



Buğra Kavukçuoğlu                                                             Gökçeada-2011

Ağu 27, 2011 - şiir    No Comments

yanı boş uykumun rüyasında

gözlerinde boğuldu ellerim,
yanı boş uykumun rüyasında.
dönerim kadar ürkek geleceğim;
kavuşurken üstü açık kalmış hayalin,
üşüyor yokluğunda zamanın katili;
ölüme kadar, ya da yanına.

yıllarca biraz mutluyduk,
ayrılık aşktan ayrımsız seninle.
ben körle isyan ettim ışığa;
biz eğdik kalbi hayata pes edip.
sesini kısıp içlerimizin, bekledik tarihi;
ölüme kadar ya da yanına.

bileklerine veda etti dudaklarım,
yanı boş uykumun rüyasında;
ağzımdan zariflik bir daha çıkmadı.
mutluya boyanmış sıcağın ortasında
hiçbir seraba koşmadık uykulu gözlerle.
seçmiştik yastığa kadar renkleri,
yarına yakışan tüm heveslerle.

yanağımda iyi gecelerdi ev denilen,
yanım boş uyudum rüyamda;
ölüme kadar, ya da yanına.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                      Gökçeada-2011

Ağu 22, 2011 - şiir    No Comments

tanrı aşık olabilseydi

kimin sesi çarpıyor duvarlara,
yankıdayım merak içinde.
bir fısıltı bir karaokeden,
oda titriyor, hava titriyor;
israfilin nefesi değil bu.
kimin tanrısı karışıyor duama,
inançlıydım hayal içinde.
yüz çarmıhta yüz günahtan,
aşk yıkılıyor, düş yıkılıyor;
kıyametin hüznü değil bu.
kimin nefreti parçalıyor hücreyi,
kanserdim umut içinde.
bin isyancı bin acıdan,
ilaç tutmuyor el tutmuyor;
ölümün korkusu değil bu.

savaş insanın aklındaysa,
ateşte yayılır anılar ölüme.

kitaplarda bulamıyorum adını,
kimin sesi çarpıyor duvarlara,
senin sihrin değil bu.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                     Gökçeada-2011

Ağu 19, 2011 - Defter    No Comments

azlığı çok olan

aşktan konu açmadan
-estetik hakim bedenine-
bu anlatılamaz, yüreksiz.
aslında buralara ait değilsin
aslından konuşmak bile yasakken
gerçeklerin hepsinden güzelsin.

burnundan bahsetmeden örneğin,
yüzün açıklanamaz, nefessiz.
kaşlarına dokunmadan parmaklarım,
içinde yatana dokunulamaz.
yalanlarımdan çok daha pembesin.

dişlerin de var düşlerin sonunda
bütün aydınlık aşk penceresinden
içeri yasaklanamaz, bulutsuz.
yaşamın tekliği kadar özelsin.

gözlerin buğuya düşman ezelden
bakınca kalbinden çıkıyorsun insanın
tanımlanamaz kahve, şüphesiz.

dudaklarında bitiyor suyun tadı
içilebilen tek duygusal, tanımsız.

yüzünü gördüğüm tek çiçeksin.

Buğra Kavukçuoğlufalanfilan                                                        Gökçeada-2011

Ağu 19, 2011 - Defter    No Comments

aşk

sakin rüzgarın içinde
yetişecek hiçbir yer yok
deniz var
kadın, adam ve kumsal
düşünülüyor kedersiz, berrak
ufukta hayaller oynuyor
en uzağa ulaşmak, zamanla
eski aşklar silinmiş yaradan
huzur var
temize çekiyor gölgesiz yaşamı
kadın, adam ve kumsal.
duyarlı bir ses sokuluyor tene
bütün telaş diniyor, zarif
beklenenler varıyor usuna
başlamak çok yakın, hafif
neden var
kadın, adam ve kumsal.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                     Gökçeada-2011

Ağu 19, 2011 - şiir    No Comments

yüzüyorduk gölün binlercesinde

saçların düşlerime akıyor
dolanarak bütün yaralardan
kıvrılmış canımı sevdiğinden.
gözlerinde hızla gürlüyor, ırmak
kurak toprakların doğurduğu
durulmuş boynumda akmaktan.

ışık hiç durmaz
karanlığa sığınsan da
aydınlığı özlesen de
sen hiç durmayansın
kalışına yalvarsam da
dönüşünle olabilsem de.

yüzünden ay damlar geceye
güneş tutamaz seni asla
ardına dizilmiş şiir çiçekleri
müzik ellerini düşünüyorum
dilime dolanıyor dokun
beyaz anlatamaz seni
tende aklanmadan uyumuyorum.

aşk hiç durmaz
yalnızlığa sığınsan da
anlaşmayı özlesen de
sesin hiç durmasın
uzağında duyamasam da
anlatacakların bitse de.

ben saçlarını seviyorum
canımı acıtmaktan çok uzak
güzelliğinde yüzebiliyorum
ay yüzümü masum kılıyor
doğa kadar öpüyorum dudaklarını
dilime dolanıyor kokun
senle aklanmadan uyumuyorum.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                    Gökçeada-2011

Ağu 16, 2011 - Defter    No Comments

müzik kutusunda yalnız balerin

bileklerinden yükseliyor dansının ateşi,
rüzgar aşık oluyor eteklerindeki esintiye,
aşk emredince doğruluyorsun ansızın
yalnızlıktan saygılarınla.
teninin yalınlığı dizlerinden okunuyor,
yaralayan düşmelerin ansız bitişlerden.
altın’a bulanıyor dansının ateşi,
ezberinde düş bale, sen anısın sandıkta
yaylı bir çalgı çocuk aşkların cebinde.
karanlığa, yüzünden güneşler saçılıyor,
sen melek! Belin bükük beklediğin yerde;
aşk emredince doğruluyorsun ansızın
yalnızlıktan saygılarınla.
gözlerinde bitmez bir ışık özlemi,
müzik kutusundaki eşsiz balerin.
aşk emredince doğruluyorsun ansızın
yalnızlıktan sevgilerinle.
müzik kutusundaki eşsiz balerin.
kimse yalnızlığı üstüne almıyor.
kimse yalnızlıktan anlamıyor.
Buğra Kavukçuoğlu                                                                                        Gökçeada-2011
Ağu 13, 2011 - Defter    No Comments

üşünmez senin yanında

yanağında bir damar elime atıyor
kalbin kalbime çarpıyor tık
kalbim kalbine çarpıyor tık
bir çırpıda örtüyorum üstünü
ben savunmasız uzanmışken
fısıldıyorsun gecenin ötesi soğuk olur
sayıklıyorum üşünmez senin yanında.

terler içinde uyanıyorum gözlerinde
bir an yoksun korkusu bitiyor sözünle
-burdayım canım.
gözümle kapıyorum ışığı yine
soluğuna kulak kesilip usulca
uyuyorum ellerinin içinde.

bütün ruhların buz tuttuğu gecede
eriyorum, üşünmez senin yanında.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                Ortaköy-2011

Ağu 11, 2011 - Defter    No Comments

giderken bana yalnızlık getir

mevsim kokunu çalıyor pencereden içeri
bitmek bilmez bir perşembesin dışarıda
ay gecenin yüzüne küs yağmurdan
inatla da esiyor; kaşların çatıyor kalbime
müzikleşiyor hatıranı atma denemelerim
ardından yaşlanıyorum uzun bir günde,
cam silikleşiyor yansımanda, düşümde
seni yaşatmak bir ömür istiyor siyahça
vermeye benden razıydı yarınım ama;
dünlerimizdi katili çoğumuzun, dokunuşun.

aşktan öte kalanla yetiniyor insanlar
senden bana kalanla yaşanmaz
sonsuz oruçlara dayanır beden elbet
sonlardan bıkmıştır ruh yaşamaz.

havada durmak istiyorum
-hiçbir şeye dokunmak-
son defa sarıldıysak eğer.

Buğra Kavukçuoğlu                                                                      Ortaköy-2011

Ağu 10, 2011 - Defter    No Comments

içinde ayrılık doğarken ölür insan

ben gözlerindeyken siyah seni rehin almış
ellerin bağlı binlerce beyazın düş yüzünde
sesleri kesilmiş, uyumak dünden yasaklı.
bir elimde güneş bir elimde adınla aradım,
koştum karanlığın sensiz her köşesine.
ışıkla kaybettim bütün güçsüz barışları,
bütün dinler inançtan vazgeçtiğinde.

öylesine, adına dualar okurdum
sevdiğimiz şarkılar olurdu içinde
ne büyük kavgalarımızdı
anlatırdım kapının arasından sızdıkça
sen ve arda kalan birgün’lü hayallerin.
ne büyük aşklarımızdı
seni kurtarırdım gözlerinin arasından sızdıkça
ben ve arda kalan birgün’lü hayallerim.

ben gözlerindeyken siyah seni rehin almış
usulca yere bıraktım aşkımı, arifesine güzün.
rahat nefes aldın, boşluk pekişti önünde.

ölürdüm; gelirdin.
gelseydim, ölürdün.

Buğra Kavukçuoğlu                                                             Ortaköy-2011

Sayfalar:12»